OYfFVn. Şırnak’ta 11 aylıkken geçirdiği havale sonucu kronik solunum yetmezliği nedeniyle cihaza bağlı olarak yaşam sürdüren 5 yaşındaki Miraç Külter, kök hücre tedavisiyle sağlığına kavuşmayı bekliyor. Gündelik işlerde çalışan Kamil Külter, oğlunun tedavisi için 150 bin lira gerektiğini belirterek yardım istedi. Kamil ve Selma Külter çiftinin 3 çocuğundan ortancası Miraç, 11 aylıkken havale geçirdi ve beyninde hasar oluştu. Kronik solunum yetmezliği nedeniyle cihaz olmadan nefes alamayan Miraç, yatağa bağımlı kaldı. Geçirdiği operasyonların ardından ailesine sesle ve mimikleriyle tepki vermeye başlayan Miraç, solunum cihazıyla yaşamını sürdürüyor. Gündelik işlerde çalışan baba Kamil Külter, Miraç’ın kök hücre tedavisi için 150 bin lira gerektiğini söyledi. Külter, kazandığı parayla ancak ailesini geçindirebildiğini, oğlunun tedavisini yaptıramadığını belirtti. "Elektrik gidince sıkıntı oluyor" Oğlunun kök hücre tedavisiyle sağlığına kavuşabileceğini belirten Külter, “5 yıldır çocuğumun iyileşmesi için elimden gelen her şeyi yaptım. Kronik solunum yetmezliğinin tedavisi var. Biz çocuğumuzu daha iyi bir hastanede tedavi ettirmek istiyoruz. Kök hücre tedavisi ile çocuğum sağlığına kavuşabilir. Kök hücre tedavisi ile iyileşen böyle hastalar var. Çocuğumun iyileşme ihtimali varsa biz bu ihtimalin üzerine gitmek istiyoruz. Oğlum geçirdiği ameliyatlar ile 5 yıl içerisinde artık tepki vermeye, kendini tanımaya başladı. Biz konuşurken gülüyor. Önceden bu belirtilerin hiçbiri yoktu. Daha iyi bir hastanede tedavi edilirse, bağlı olduğu cihazdan kurtulsa bile bize yeter. Çünkü bu şekilde çok zor oluyor. Ben işe çıktığım zaman aklım burada kalıyor. Elektrik gidince, sıkıntı oluyor. Cihazın bozulma ihtimali oluyor. Bu sefer biz sıkıntı yaşıyoruz. Cihaz bozulduğu zaman tamir için Ankara’ya gönderiyorum. Cihaz yokken çocuğu yoğun bakıma yatırıyoruz” dedi. "Devlet büyüklerimiz tüm hastalara el uzatmalı" Kamil Külter, oğlunun tedavisi için yetkililerden yardım isteyerek, “Biz devlet büyüklerimizin sadece bize değil, böyle hastaların tümüne el uzatmalarını istiyoruz. Böyle hastalara bakmak çok zor, sıkıntılı bir durum. Böyle hastalar çok iyi bir fizik tedavi ve kök hücre tedavisi görürse iyileşme ihtimalleri var. Bu tür hastaların üzerinde durmak gerekiyor. Biz 5 yıldır gelebileceğimiz en iyi noktaya geldik. Kök hücre tedavi ile hastaların iyileşme ihtimalleri var. Sayın Cumhurbaşkanımızdan çocuğumun daha iyi bir hastanede tedavi edilmesi için yardım talebinde bulunuyorum. Ben ve eşim son 5 yıldır çok yıprandık” diye konuştu. "Nereye başvurduysam elim boş döndüm" Anne Selma Külter de “Hacettepe’de 3 ay boyunca yoğun bakımda kaldı. Kendi kendine nefes alamıyor. Yatağa bağlı, 5 yıldır oğlum böyle. Tedavisi var. Oğlumu tedavi etmek istiyorum. Nereye başvurduysam elim boş döndüm. Hiç kimse bize yardım etmedi. Ben artık oğlumun tedavisi için herkesten yardım istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm yetkililerimizden yardım istiyorum. Oğlumun tedavi edildiğini görebileyim. Maddi durumum yeterli olsaydı, kendim yapardım. Ama maddi durumum yok. Kiradayım, evim yıkıldı. Oğlum sürekli böyle. Ne yapacağımı da bilmiyorum. Kocam günlük işlerde çalışıyor, kazandığı Miraç’ın masraflarına yetmiyor. Çünkü makinenin bir tane hortumu 350 TL. Devlet bu cihazın parçalarını karşılamıyor. Bazen yaşadığımız sıkıntılardan dolayı makinenin malzemelerini bile alamıyoruz” dedi. Neşe KARANFİLOluşturulma Tarihi Ekim 02, 2016 2036Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu EPDK, elektrikle çalışan ve hastaların yaşam hattına bağlayan cihazların elektriğinin kesilmemesi için karar aldı. Solunum cihazı, diyaliz destek ünitesi gibi araçlara bağlı yaşayanların elektriği Piyasası Düzenleme Kurulu EPDK elektrikle çalışan diyaliz destek ünitesi, solunum cihazı kullananların elektriğinin kesilmemesi için yeni kararlar aldı. Diyaliz destek ünitesi, solunum cihazı ya da benzer mahiyette yaşam destek cihazlarına bağımlı olarak yaşayan tüketicilerin dağıtım şirketlerine yazılı başvurmaları halinde borçlarından dolayı elektriği kesilmeyecek. Ayrıca dağıtım şebekesinde planlı ve plansız elektrik kesintileri olması halinde bu kişiler doğrudan ALINACAKEnerji Piyasası Düzenleme Kurulu diyaliz hastası ya da solunum cihazına bağlı hastaların elektriklerinin kesilmemesi için yaklaşık bir yıl önce dağıtım şirketlerine yazı yazmıştı. Yazıda bu durumdaki abonelerin şirket veri tabanına kaydedilmesi, adreslerinin saha ekipleri tarafından kolaylıkla ayırt edilebilmesini sağlayacak önlemler alınması, bu abonelerin kullandığı elektrik için yapılacak kesinti uygulamaları konusunda azami dikkatli olmaları istenmişti. Aradan geçen bu sürenin ardından konuyla ilgili Kurul kararı alınması gündeme geldi. Geçtiğimiz hafta EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz başkanlığında toplanan Kurul, bu hastaların elektrik borcunu nasıl ödeyeceği, dağıtım şirketlerine nasıl başvuruda bulunacağını belirledi. Düzenleme ile söz konusu aboneliklerin elektrik borçlarından dolayı elektrikleri kesilemeyecek, ödeme güçlüğü çekebilecek abonelikler içinde talep edilmesi halinde süresi 4 ayı geçmeyecek şekilde taksitlendirme imkanı getirildi. Dağıtım şebekesinde planlı elektrik kesintisi olması durumunda ise hastalar önceden kendilerinin belirlediği iletişim aracıyla örneğin telefonla, mesajla bilgilendirilecek. Eğer dağıtım şebekesinde plansız elektrik kesintisi olursa da yine kesinti ile ilgili durum hakkında hastalara bilgilendirme RAPORUİBRAZ EDİLECEKDAĞITIM şirketlerinden bu tür hizmetleri almak isteyen tüketicilerin dağıtım şirketlerine sağlık raporunu ibraz etmeleri gerekecek. Ayrıca bulundukları ikametgahın aboneliğini de bildirecekler. Tüketiciler sağlık raporlarının sona ereceği tarihi önceden dağıtım şirketlerine bildirmekle yükümlü olacaklar. Eğer kişinin sağlık raporu yenilenirse bilgilendirme ve borç taksitlendirme imkanı devam edecek. Yeni alınan raporun da 30 gün içinde dağıtım şirketine iletilmesi gerekecek. Yeni tip koronavirüs salgınından etkilenen ve hastanede yatması gereken ileri düzey Covid-19 hastalarının tedavisinde solunum cihazları ve yoğun bakım üniteleri kritik rol oynuyor. Dünyada birçok ülke yoğun bakım yatak sayısını artırmak için çaba gösterirken, yeni solunum cihazı siparişi vermeye başladı. Türkiye'de de benzer bir durum söz konusu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen hafta içinde yaptığı açıklamada yoğun bakımlarda herhangi bir sorun olmadığını ve Türkiye'de bir firmaya sipariş edilen 5 bin adet solunum cihazının 2 bininin Nisan sonunda teslim edileceğini açıkladı. Türkiye'de yetişkin yoğun bakım yatak sayısı 25 bin; mevcut solunum cihazı sayısının da 17 bin civarında olduğu belirtiliyor. Solunum cihazı nedir ve nasıl çalışır? Mekanik ventilatör olarak da adlandırılan suni solunum cihazları en basit haliyle, akciğerlerin görevini yeterince yapamadığı durumlarda hastanın solunumunu destekleyen aletler olarak tanımlanıyor. Göğüs Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanı ve Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç Dr. Cenk Kıraklı, bu cihazların hastaya iki şekilde bağlanabildiğini belirtti. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Kıraklı, hafif hastalarda bir maske yardımıyla, ağır hastalarda ise nefes borusuna yerleştirilen bir tüple bağlandığını aktardı. Aynı zamanda Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Yoğun bakım Çalışma Grubu Başkanlığı görevini de yürüten Doç. Dr. Kıraklı, "Oda havasında oksijen düzeyi yüzde 21'dir. Bu cihazlar hava ile oksijeni istediğimiz oranlarda karıştırmamızı sağlayabildiği için hastalara yüzde 100'e kadar varan düzeylerde oksijen verebiliyoruz" dedi. Covid-19 tedavisinde solunum cihazı ve yoğun bakım ünitesinin rolü nedir? Koronavirüse yakalanan hastaların tamamının yoğun bakıma kaldırılması ve solunum cihazına ihtiyaç duyması gibi bir durum söz konusu değil. Dünya Sağlık Örgütü WHO verilerine göre, Covid-19 hastalarının yüzde 80'i hastanede tedavi görmeden bu hastalığı atlatıyor. Yoğun bakıma yatırılması gereken hastaların oranı ise yüzde 5. Doç. Dr. Kıraklı, Covid-19'un doğrudan solunum yollarını tutan bir hastalık olduğunu ve yoğun bakıma yatışların da en çok solunum yetmezliğinden kaynaklandığını söyledi. Kıraklı, "Yoğun bakım yatışı en çok solunum yetmezliği nedeniyle olduğundan bu cihazlar çok önemli. Hastaların yaklaşık %5' i yoğun bakım ihtiyacı duyuyor. Bu kadar çok kişiyi etkileyen bir bulaşıcı hastalık salgınında tabi ki yoğun bakım üniteleri en önemli birimler haline geliyor" diye konuştu. Türkiye'de solunum cihazı ve yoğun bakım yatak sayısı ne kadar? Sağlık Bakanlığı'nın 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı'na göre, Türkiye'de 24 bin 71 adet erişkin yoğun bakım yatağı bulunuyor. Bu yatakların 11 bin 171'i Sağlık Bakanlığı, 4 bin 49'u üniversite ve 8 bin 851'i de özel hastanelerin bünyesinde yer alıyor. Türkiye'de ayrıca 2018 itibarıyla 1625 çocuk ve 12 bin 402 yenidoğan yoğun bakım yatağı var. Bakan Koca, geçen hafta içinde yaptığı açıklamada, Türkiye'de şu anda yoğun bakımlarda herhangi bir sorun yaşanmadığını belirterek, yüzde 62 civarında bir doluluk oranı olduğunu ifade etti. Yoğun bakım üniteleri de yatırılan hastaların durumunun ciddiyetine göre üçe ayrılıyor. 1. ve 2. düzeyde daha hafif hastalar yer alırken, 3. düzeyde ise organ yetmezliği ve koma gibi ileri düzeyde rahatsızlığı olan hastalar bulunuyor. Doç. Dr. Kıraklı, yoğun bakım ünitelerinin tamamında solunum cihazı olması şartı olmadığını belirtti. Kıraklı, "Genellikle her hastanede yatak sayısının yüzde 10'u kadar yoğun bakım yatağı olması önerilir. Ancak bunların hepsinde solunum cihazı olması şartı yoktur. Sadece 3. düzey ileri yoğun bakımlarda her yatağa bir ventilatör olacak şekilde düzenleme yapılır. 1. ve 2. düzey yoğun bakımlarda bu sayı daha azdır" dedi. Kıraklı'nın verdiği bilgiye göre, Türkiye'deki yoğun bakım yataklarının yaklaşık 13 bin kadarı ileri düzey ve bunların tamamında bir adet solunum cihazı bulunuyor. Solunum cihazları yoğun bakımın dışında ameliyathane gibi başka birimlerde de kullanılabiliyor. Kıraklı, Türkiye'de toplam solunum cihazı sayısının 17 bin civarında olduğunu belirterek, son dönemde bu sayıların artırılması için Sağlık Bakanlığı tarafından adımlar atıldığını sözlerine ekledi. Türkiye'de solunum cihazının artırılması için ne gibi adımlar atılıyor? Sağlık Bakanlığı, ilk etapta 5 bin adet solunum cihazı siparişi verirken, Türkiye'de de bazı firmalar bu cihazların üretim süreçlerine destek vereceğini açıkladı. Bakan Koca'nın geçen hafta yaptığı açıklamada, ilk etapta bir startup firmasının prototip olarak geliştirdiği bir cihazdan 5 bin adet için sözleşme yapıldığını ve bu cihazların 2 bin adedinin Nisan ayı sonunda teslim edileceğini söyledi. Koca, "Ama buna ilave olan bir firma daha oldu. Üçüncü bir firma ile de görüşmeler yapılıyor. Kim üretebilecekse, ürettirmek istiyoruz. O firmalara da alım garantisi vererek sayıyı da artırmak, gerekirse ülke dışına da hibe etmek ya da satmak istiyoruz" dedi. Sağlık Bakanlığı'nın sözleşme yaptığı BİOSYS şirketi, Twitter hesabı üzerinden üreteceği solunum cihazının fotoğrafını paylaştı. Cihazın seri üretimine yakın bir zamanda başlanması bekleniyor. Solunum cihazı üretimine savunma sanayinin önde gelen şirketlerinden Baykar, Aselsan, TUSAŞ ve Arçelik gibi firmalar da destek vereceğini açıkladı. Dünyada durum ne? Doç. Dr. Kıraklı, solunum cihazlarının KOAH, kas hastalıkları ve zatürre gibi solunum yetmezliği gelişen durumlarda kullanılan cihazlar olduğunu ve sürekli kullanımdan dolayı doluluk oranlarının da genellikle yüzde 90'ın üzerinde olduğunu ifade etti. Dünya genelinde koronavirüsün bulaştığı kişi sayısı yarım milyonu geçerken, bu durum, ağır vakaların oranının yüzde 5 civarında olmasına karşın binlerce kişinin aynı anda yoğun bakım ve suni solunum desteği duyması anlamına geliyor. Bu da dünya genelinde sağlık sistemlerinin üzerinde ciddi bir baskı oluşmasına neden oluyor. Solunum cihazı ve yoğun bakım üniteleri, en acil ihtiyaçların başında geliyor. Dünya genelinde kullanılan solunum cihazlarının çok büyük bir bölümü Çin'de üretiliyor. Daha sonra bu cihazlar, tıbbi cihaz satan şirketler üzerinden hastane ve sağlık bakanlıklarına satılıyor. Covid-19 salgınının artmasıyla birlikte, solunum cihazı fiyatları da bir haftada artış gösterdi. Bazı tür mekanik ventilatörlerin fiyatının 27 bin dolardan 96 bin dolara çıktığı görülüyor. Avrupa Birliği AB, başta solunum cihazı olmak üzere salgınla mücadelede en fazla ihtiyaç durulan cihaz ve ekipmanın tedariği için ortak bir satın alma ve depolama mekanizması geliştirdi. Dünyada en fazla can kaybının görüldüğü İtalya, ülkedeki tek solunum cihazı üreticisinden aylık kapasitesini dörde katlamasını istedi ve üretim sürecine yardımcı olmaları için askerleri de görevlendirdi. İtalya'daki Siare Engineering firmasının şu andaki üretim kapasitesi 125 ve artışın gerçekleşmesinden sonra bu sayının 500'e çıkması bekleniyor. Financial Times'ın haberine göre, bu firma, ürettiği cihazları devlete 17 bin euro karşılığında satıyor. İngiltere'de Ulusal Sağlık Sistemi NHS, elinde 8 bin 175 solunum cihazı olduğunu ve acil bir şekilde yeni alımlar yapacağını açıkladı. İngiliz hükümeti, salgının tepe noktasında 30 bin solunum cihazına ihtiyaç duyacağını açıkladı ve teknoloji şirketi Dyson'dan 10 bin adet cihaz sipariş etti. Almanya da 10 bin adet solunum cihazı siparişi verirken, bazı otomobil şirketleri de cihaz üretimine başlayacağını açıkladı. Fransa, solunum cihazına sahip yoğun bakım yatağı sayısının 5 bin olduğunu ve bunu hızla artırmak için bazı adımlar atacağını söyledi. Covid-19 nedeniyle yoğun bakımda 32 gün kalan 61 yaşındaki kadın hasta, 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçirdikten sonra alkışlar eşliğinde yoğun bakımdan servise çıkarıldı. Hasta "Artık benim için bitmiştir diyordum. Ben mezara gittim geldim" dedi. Bir ay önce ateş, titreme ve nefes darlığı şikayeti ile gelen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine Başvuran Covid-19 ön tanısı İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesine yatırıldı. İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesinde görevli Prof. Dr. Murat Sungur, Doç. Dr. Kürşat Gündoğan ve Dr. Öğretim Üyesi Şahin Temel ve ekibi tarafında tedavi altına alınan hasta 32. günün sonunda 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçirdikten sonra sağlık çalışanlarının alkışları eşliğinde servise çıkarıldı. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Güney, "ERÜ Hastaneleri olarak, ilk pandemi çıktığı andan itibaren ciddi bir çalışma içine girdik. Önce poliklinik ve acil servislerimizi ayırdık. Hastanemizdeki 3 katı Pandemi Kliniği olarak kullanıyoruz" dedi. Hasta hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kürşat Gündoğan, "Hastamız 61 yaşında kadın hasta. 6 yıldır bilinen diyabet ve hiper tansiyonu var. Bir ay önce ateş, titreme, nefes darlığı şikâyeti ile geliyor. Bu şikayetlerle Covid-19 ön tanısı ile enfeksiyon hastalıkları servisine yatırdık. Takipleri sırasında kliniği çok kötü gitti ve aynı anda yoğun bakım ünitesine aldık ve hastayı solunum cihazına bağladık. Hastaya Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun da önerdiği tüm antiviral tedaviler başladık. Solunum cihazında bu şekilde hastamızı takip ettik. 17. günün sonunda solunum cihazında ayrıldı” dedi. Doç. Dr. Gündoğan, "Diğer kalan günlerde de tedavilerini tamamladık yoğun bakımın 32. gününde servise çıkardık. Bu yoğun bakımdan bu kapıdan çok daha ağır hastaları biz servise çıkardık. Bu hastalık daha yeni bir hastalık ve kimse özelliğini bilmiyor. Nasıl klinik seyredeceğini bilmediğimiz için bu hastamızın özelliği var. Tam 17 gün solunum cihazına bağlı kaldı ve değişik tedavi yöntemleri uyguladık. Sonunda başardık. Türkiye'de oldukça nadir bu şekilde uzun bir süre solunum cihazında kaldıktan sonra servise alınan hasta sayısı çok az. Yoğun bakımda hasta tedavisini sürdüren büyük bir hasta ordusu var. Arkamızda çok büyük bir ordu var. Hekimler, hemşireler, fizyoterapistler, hasta bakıcılar, temizlik görevlileri ve teknik bakımcılar aslında bu başarı hepimizin. Gün içinde ortalama 50 kişi çalışıyor. Bizim 17 yataklı yoğun bakım ünitesinde yüzde 70 doluluk oranı ile hizmet vermekteyiz" diye konuştu. Yoğun bakımdan servise alınmanın mutluluğunu yaşayan 61 yaşındaki hasta "Çok sabrettim gittim diyordum. Allah'ım bana güç ve sabır verdi. Artık benim için bitmiştir diye düşünüyordum. Allah'ıma olan inancım, kendime aileme olan bağlılığım vardı. Yeniden doğdum, o kadar mutluyum ki ben mezara gittim geldim. Öldüm geldim diyeyim. Hiç kendimde değildim. Şükür olsun Rabbime. Bir de yürüye bilsem daha mutlu olacağım" ifadelerine yer verdi.Haber Davut Güleç hastanelerde yatan hastaya burnuna taktıkları serum, hastanın daha iyi nefes almasına yarayan oksijendir. hastanelerde bu bir oksijen hattından gelir ve tüm binaya yayılır. oksijen ayırma üniteleri mevcuttur ve bunlar büyük yapılardır. covid-19 nedeniyle sanırım bu sistemler hastane kapasitelerin üstüne çıkıyor. o yüzden ev tipi olanları mevcut, bunlar içerisinde bir düzine proses içeren kademede bir adet kompresör var bu dışarından havayı alıp bir düzine filtreden geçiriyor. ardından ısı değiştiriciden geçiriliyor hava ve dört yollu ile bir nitrojen filtresine gönderiliyor. burada havadaki azot gazı bu filtrelerde tutuluyor. ve %90 %95 oranında saf oksijen elde ediliyor. burada tasarım olarak zorlanılan kısım sanırım bu azot tutucu filtreler. onlar nasıl yapılıyor bilmiyorum ama geri kalan aksamı üretmek kolay, yani o kadar tesisimiz var yapılmayacak iş değil lakın bu azot filtrelerini bilmiyorum. hastalık yayılmış , hastalık ilerliyor, gidip yapılmışı alıp hemen kullanmak var iken ülkenin içine düştüğü yapıldığı, hastalık olmadan önce görüldüğü üzere ülkece üretilmesini bekleyeceğiz bu zor zamanda üretirsek arkası gelecek ve zamanla geliştirilecektir, üretmekten vazgeçip ithal etmeyi aklımızın ucundan bile geçirmeyelim. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.

solunum cihazina bagli hastalar iyilesebilirmi