20192020 OKUL ÖNCESİ AYLIK VE GÜNLÜK PLANLARI. 2019-2020 okul öncesi yıllık ve günlük planlar. 2018-2019 2. DÖNEM OKUL ÖNCESİ GELİŞİM RAPORU ÖRNEKLERİ. Gelişim Raporlarını hazırladığınız bugünlerde Ailedenokula.com ekibi olarak Okul öncesi eğ
Sevimli kahramanımız Mızmız Mırnav, önceleri epey yabancılık çekse de, okuluna iyice alışmıştır artık. Arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok sevmekte, okuluna güle oynaya gitmektedir. Yine bir okul günü, ağır ağır okula doğru yürürken ellerinde birer çiçekle Mırnoş ve Mırnış ikizlerle karşılaşır
öğretmenlergünü hikayeleri - Sayfa 2. Önce Okul Öncesi Forum Sitesi > Forum > ETKİNLİKLER BÖLÜMÜ > TÜRKÇE-DİL ETKİNLİKLERİ > ÖYKÜ-MASAL VE HİKAYELER > öğretmenler günü hikayeleri.
ÖĞRETMENLER GÜNÜ Yarın öğretmenler günü anneciğim, öğretmenime şiir okuyum süpriz yapmak istiyorum, dedi ayça. Çok güzel düşünmüşsün kızım, öğretmenini ÖĞretmenler gÜnÜ Hikayesi - OKUL ÖNCESİ ETKİNLİKLERİ - Hayallerinizi Sınırlamayın
okulöncesi öğretmenler günü bilmeceleri,okul öncesi öğretmenler günü etkinlikleri,öğretmenler günü bilmece örnekleri kutu kutu odalar içinde ne güzel oyuncaklar,kitaplar oyun oynar şarkı söylerler öğretmenler çocuklar (okul) sapından tutarsın içini doldurursun renk renk ellerde okula taşırsın (okul çantası) hem arkadaştır tatlıdır sesi hem anne-babadır
YhM9. Okul Öncesi Hikaye – Okulun ilk günü ile ilgili Türkçe Dil Etkinliklerinde kullanılabilecek bir hikaye Togi o sabah erkenden uyanmıştı. Uyandığında çok heyecanlıydı, çünkü Togi okula başlıyordu. Togi okulun nasıl bir yer olduğunu biliyordu. Annesi ve babası anlatmışlardı. Sınıf arkadaşları ve öğretmenini çok merak ediyordu. Togi üzerini giyinmiş, annesi ve babasıyla kahvaltı yapmıştı. Togi ellerini yıkadı, dişlerini fırçaladı, annesi de beslenme çantasını hazırladı. Artık okula gitmeye hazırdı. Annesi ve babası onu ilk günüde yalnız bırakmak istemedi. Togi onlara teşekkür ederim ama artık okula kendi başıma gidebilirim diyerek okula doğru yola koyuldu. Togi okula geldiğinde kapıyı yavaşça çaldı içeriye girdi sınıfta diğer çocuklarda vardı. Öğretmen Togiye hoş geldin Togi istediğin yere oturabilirsin” dedi. Togi sınıfı çok beğendi. Her tarafta çeşit çeşit oyuncaklar vardı, duvarlar rengarenkti, masa ve sandalyeler çocukların boyuna göreydi, küçüktü, Togi öğretmenini de çok sevmişti. Togi sınıftaki çocukların bir çocuğunu tanıyordu. Çünkü onlar Togi’nin ormandan oyun arkadaşlarıydı. Beslenme saati geldiğinde hep beraber beslenmelerini yaptılar. Annesi Togiye harika bir sandviç hazırlanmıştı. Beslenmelerini yaptıktan sonra hep beraber bahçeye çıkıp oyunlar oynadılar. Togi o kadar çok eğlenmişti ki zamanın ne kadar çabuk geçtiğini fark etmemişti bile. Togi arkadaşlarına ve öğretmenine “Hoş çakalın yarın görüşürüz” dedikten sonra eve doğru yürümeye başladı. Okuldaki ilk gününü anne ve babasına anlatmak için sabırsızlanıyordu. Eve geldiğinde annesi ve babası ile birlikte akşam yemeklerini yediler. Bütün akşam Togi onlara okulun ne kadar güzel ve eğlenceli olduğunu anlattı. Togi o akşam erkenden yattı. Bir an önce sabah olmasını istiyordu. Çünkü sabah olduğunda okuluna gidecekti.
Okul öncesi eğitimde kullanılabilecek kukla etkinlikleri için eğitici kukla hikayelerini aşağıda görebilirsiniz. Paylaştığımız kısa kukla metinleri, eğitici kukla gösterileri için hazırlanmıştır. Aşağıda kukla hikaye metinleri başlıklar halinde listeleniyor, dilediğinize tıklayarak kukla metinlerine ulaşabilirsiniz. Sitemizde bulunan kısa kukla hikaye metinlerine aşağıdan ulaşabilirsiniz. Zıpzıp’ın Elleri Temizlik ile ilgili kukla hikaye metnidir. Üzgün Kukla Duygular ve arkadaşlık ile ilgili kısa kukla hikaye metnidir. Kumbaram Tutum ve yatırım haftası ile ilgili kukla kısa hikayesidir. Şimdi Ne Söylemeliyim Nezaket ve görgü kuralları ile ilgili kukla hikaye metin Çürük Diş İle Sağlam Diş Sağlıklı dişlerle ilgili anaokulu kukla gösterisi için hikaye metnidir. Aşağıda el kuklası yapımı örnek etkinliklerini inceleyebilirsiniz. Kağıt Torba Kuklası Yapım Etkinliği Kelebek Parmak Kuklası Etkinliği Kese Kağıdından Kukla Etkinlikleri Kuklalar ile ilgili diğer etkinlik örneklerine aşağıdan ulaşabilirsiniz; 1 İpli Kukla Etkinliği 2 Drama Etkinliği Kukla Dükkanı Aşağıda örnek bir kukla hikaye metni de paylaşılmıştır. Kuklalar ile anlatılabilcek güzel bir hikaye KULLANILAN KUKLALAR İki erkek el kuklası, Masalcı Ayşe Teyze CAN Okulum çok güzel, – Arkadaşlarım çok iyi. – Öğretmenim bana – Güzel şeyler öğretti. – Lay lay lay lay MEHMET Can, ne güzel bir şarkı bu. Bunu sana kim öğretti? CAN Öğretmenim okulda öğretti. MEHMET Okula gitmeyi çok mu seviyorsun, hiç ağlamıyor musun? CAN Neden ağlayayım ki. Okulda ağlanacak ne var ki? MEHMET Şey… Ağlanmaz tabi ki. CAN Mehmet sen okula yazılmadın mı? Ben senin anaokuluna yazıldığını duymuştum. MEHMET Yazılmıştım; ama artık gitmiyorum. CAN Neden gitmiyorsun? MEHMET Çünkü okula gittiğim zaman annemi özledim; çok uykum geldi ve sonra… CAN Yoksa ağladın mı? MEHMET Evet ağladım, annemden ayrı kalamadım. CAN Biliyor musun Mehmet, ben okula başladığım zaman hiç ağlamamıştım; hala da ağlamıyorum. Öğretmenim, bize çok güzel şarkılar öğretti; oyunlar oynattı. Üstelik ağlamadığım için beni alkışlattı. MEHMET Sen anneni hiç sevmiyor musun? CAN Hem de çok seviyorum. MEHMET Sevseydin ondan ayrılamazdın. CAN Annemi çok seviyorum, özlüyorum; ama okuldan çıkınca yine ona kavuşuyorum. MEHMET Ben de çok seviyorum annemi, o yüzden okula gidemiyorum. CAN Okuldan eve geldiğim zaman öğrendiğim şarkıları, tekerlemeleri anneme söylüyorum; annem de çok mutlu oluyor. MEHMET Okulda neler yapıyorsun, bana da söyler misin? CAN Resim yapıyoruz, oyuncaklarla oynuyoruz; şarkılar söyleyip, tekerlemeler öğreniyoruz. pek çok çalışmalar yapıyoruz. MEHMET Bana bir tekerleme söyler misin? CAN Tabi ki söylerim, başlıyorum. Zıp zıp zıp, zıplayan top? Neredesin minik top, oradasın, şuradasın, işte bak, tam buradasın. MEHMET Çok güzel bir tekerleme. CAN Benim sana öğretmemle olmaz, bence sende okula gitmelisin. MEHMET Haklısın Can, ben de çok arkadaşım olsun istiyorum; senin gibi birçok güzel şarkılar öğrenmek istiyorum. Can, ben eve gidip anneme okula gitmek istediğimi söyleyeceğim. CAN Anneni çok mutlu edeceksin. MEHMET Ben de sana öğrendiğim şarkıları söyleyeceğim Can. Şimdilik hoş çakal. CAN Hoş çakal arkadaşım. MASALCI AYŞE TEYZE Mehmet okula başladığı gün hiç ağlamadı; öğrendiği her şeyi annesine, Can’a anlattı. Mehmet, artık çok mutlu bir çocuktu. Başka bir oyunda buluşmak üzere, hepiniz hoş çakalın. Alakalı Diğer İçerikler; Kukla sahnesi örnekleri Kukla Örnekleri
Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 2022-2023 eğitim öğretim yılı hazırlıkları kapsamında düzenlenen toplantıda Erzurum'daki resmî okulların müdürleriyle bir araya geldi. Toplantıda okul müdürlerine hitap eden Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, salgın dönemimde yüz yüze eğitime kararlılıkla devam ettiklerini ve bu sürecin başarılı bir şekilde tamamlamasında emeği olan tüm öğretmen ve okul idarecilerine teşekkür etti. Göreve geldiği günden beri okulların açık olmasının bu ülke için ne kadar önemli bir şey oluğunu özellikle vurguladığını ifade eden Özer, artık okulların açık olmasının bir eğitim meselesi olmaktan çıkıp bir millî güvenlik meselesine dönüştürüldüğünü söyledi. Kovid-19 sürecini çok başarılı bir şekilde yönettiklerini ifade eden Özer, "Şimdi yeni gelebilecek salgınlara karşı da çok güçlüyüz. Gerekli önlemleri alarak ilk fedakârlıklar yapılacak yerlerin okullar değil, başka yerler olması gerektiğini tüm Türkiye'ye göstermiş olduk. İnşallah, yeni versiyonlarla karşılaşmayız ama olması durumunda da, Allah'ın izniyle, gerekli tüm önlemleri alarak okullarımızı açık tutabilme becerisine artık sahibiz. Kolay bir süreç olmadı. 6 Eylül'den sonraki ilk bir ay içinde yaşananları ben biliyorum. İstanbul'da servisler çıkmadı. Tekrar kapanacak diye herkes beklenti içine girdi. Sömestir tatilinin uzatılması için bu ülkede 2 milyona yakın twit atıldı. Çok da güzel twitler değildi. Özellikle benim şahsımla ilgili, okulların sömestir tatilinin uzatılmasıyla ilgili... Biz bu ülkenin geleceğiyle ilgili en önemli kararı verdik. İstikrarlı bir şekilde de kararımızın arkasında durduk. Sizin gibi değerli arkadaşlarımız olduğu için durabildik." Özer, son 20 yıl eğitimde 2 boyutlu bir başarı hikâyesinin yazıldığını belirterek "Okul öncesinden yükseköğretime eğitimin tüm kademelerinde bu ülkenin çocuklarının eğitime erişiminin kolaylaştırıldığı bir dönemdir. Bu kapsamda Türkiye'de devasa bir seferberlik aşkıyla çalışılan bir döneme şahitlik ettik." dedi. Bakan Özer, şöyle devam etti "Derslik sayıları 300 binlerden 870 binlere ulaştı. Öğrenci sayısı eğitimin tüm kademelerinde arttı. Okul öncesinde 5 yaştaki okullaşma oranı 2000'li yıllarda yüzde 11'di, şu anda bu oran, yüzde 93 oldu. Ortaöğretimdeki okullaşma oranı yüzde 44'tü, şu anda yüzde 90'ın üzerine çıktı. Yükseköğretimdeki net okullaşma oranı 14 idi, şu anda bu oran yüzde 48,5'in üzerine çıktı. Eğitimin tüm kademelerinde il ve bölge ayrımı yapılmaksızın bu ülkenin tüm çocuklarının eğitime erişimi kolaylaştırıldı." Eğitimdeki antidemokratik uygulamaların ortadan kaldırıldığını ifade eden Özer, şunları kaydetti "Başörtüsü yasaklarının kaldırıldığı, din öğretimi ve mesleki eğitimin önünde demoklesin kılıcı gibi katsayı uygulamasının kaldırıldığı bu ülkenin vatandaşlarının çocuklarına din eğitimiyle ilgili talebinin diğer imam hatibin dışındaki okullarda giderildiği, çok sayıda toplumsal taleplerin gerçekleştirildiği bir dönem oldu. Bir taraftan eğitimde kitleselleşme evresi yaşanıyor, 70 yıl gecikmeyle bir taraftan da eğitimin önündeki tüm engeller kaldırılıyor. Eğitime toplumsal mühendislikle yaklaşan eğitim politikaları ortadan kaldırılıyor. Eğitimin kitleselleşmesini istemeyen ve bunu başörtüsü yasaklarıyla, katsayı uygulamalarıyla perçinlemeye çalışanlar aslında bu ülkenin çocuklarının kültürel iktidara ortak olmasını istemediler. İşte son 20 yılda bu düğüm çözülerek bu ülkenin her yerinde vatandaşların çocuklarının sürece dâhil olması sağlanmış oldu. Bu sürecin kazananları bu ülkenin vatandaşları oldu. Kızlarımız ve kadınlarımız oldu." Hep kız çocuklarının eğitime erişimiyle ilgili spekülasyonların özellikle muhafazakâr kesim üzerinden yapıldığını ifade eden Özer, "Hem başörtüsü yasağı uygulayacaksın hem okul yapmayacaksın hem de 'Kız çocukları niye okutulmuyor. Bu muhafazakârlar niye kız çocuklarını okutmak istemiyorlar?' diyeceksin. Son 20 yılda ortaöğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı 39,2'den yüzde 90'a ulaştı. Yükseköğretimdeki kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın okullaşma oranı, ilk kez 2014'ten itibaren erkek çocukların okullaşma oranını geçti. Yani fırsat verildiği zaman bu ülkenin eğitimle ilgili hiçbir sorununun olmadığı bu dönemde görüldü. Yeter ki toplumsal mühendislikler uygulanmasın." dedi. "Katsayı uygulamasını yapanların eline ne geçti?" sorusunu yönelten Bakan Özer, şöyle devam etti "Bu ülkeye çok ciddi maliyetler ödettiler. Akademik olarak başarılı öğrencileri imam hatiplerden ve mesleki eğitimden uzaklaştırdılar. İş gücü piyasasının 'Aradığım elemanı bulamıyorum.' diye inlemesine yol açtılar. İş gücü piyasasının çok ciddi maliyetler ödemesine yol açtılar. Bugün yüzleşmiş olduğumuz okullar arası başarı farkının kaynağı orası. Peki, kim kazançlı çıktı? Bu ülke kazançlı çıkmadı, iş gücü piyasası kazançlı çıkmadı, veliler kazançlı çıkmadı. Ülke kaybetti. Aynı şey imam hatipler için geçerli. Bugün imam hatiplerle ilgili spekülasyonlar başladı. 'Eğitimde kaliteyle ilgili sıkıntılar var. İmam hatibe çok fazla Milli Eğitim Bakanlığı yatırım yaptı ondan dolayı kalite elden gitti.' Saçma sapan, hiçbir veriye dayanmayan, tamamen işte geçmişteki mühendislik uygulamalarını zihin dünyalarında canlandıran Türkiye gerçekliğiyle ilişkisi olmayan insanların eğitimle ilgili projeksiyonları." Eğitim sistemindeki gelişmeleri aktaran Özer, "2000'li yıllarda eğitim sistemindeki öğretmen sayısı 500 bin civarındaydı. Şu anda 1,2 milyon öğretmenin olduğu bir eğitim sistemine sahibiz. 19 milyon öğrencisi, 1,2 milyon öğretmeni olan bir devasa eğitim sistemi. 150'nin üzerinde ülkenin toplam nüfusundan çok daha fazla bir eğitim sistemimiz var. İşte bu bizim beşeri sermayemiz." ifadesini kullandı. 70 yıllık gecikmeyi 20 yılda telafi etmek için liderliğini ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a öğrenciler, öğretmenler ve aileler adına teşekkür eden Özer, "Millî Eğitim Bakanlığı olarak artık kitleselleşme evresinden sonra ağırlık verdiğimiz şey eğitimin kalitesinin artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesidir. Bunun için de üç noktaya ağırlık verdik. Birincisi, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması; ikincisi, mesleki eğitim; üçüncüsü de öğretmenlerimizin okul yöneticilerinin sürekli desteklenerek mesleki ve kişisel gelişimlerinin çok boyutlu olarak güçlendirilmesidir. Okul öncesi eğitimde gerçekten eğitimin diğer kademelerinde çok güçlü yatırımlar yapmamıza rağmen istenilen noktada değiliz. Bakın, biz kendimizi eleştirebiliyoruz. Yaptığımız iyi şeyleri de diyoruz eksik kalan yönlerimizi de diyebiliyoruz." dedi. Okul öncesinde hedeflerini açıklayan Bakan Özer, şöyle devam etti "3 yaştaki yüzde 14 olan okullaşma oranlarını yüzde 50'ye, 4 yaştaki yüzde 35 olan okullaşma oranını yüzde 70'e, 5 yaştaki yüzde 78 olan okullaşma oranını yüzde 100'e çıkarmak. 6 Ağustos 2021'e kadar Türkiye genelinde, 2 bin 872 bağımsız anaokulu vardı. Rakam çok küçük.. İstanbul'da 147 bağımsız anaokulu var. 1538 de özel öğretim anaokulu var. Peki, garip gureba nereye gönderecek çocuğunu? O zaman başlangıçta fark oluşmaya başlıyor. Şu ana kadar 10 bin yeni ana sınıfını ve 758 bağımsız anaokulunu hizmete aldık." Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, mesleki eğitimin en kritik konularından biri ve bakanlık olarak öncelik verdikleri alanlardan biri olduğunu söyledi. Mesleki eğitimin bir taraftan iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu elemanı yetiştirme bağlamında çok kritik olduğunu bildiren Özer, "Aynı zamanda orta öğretim sisteminin dengeye ulaşması anlamında da çok kuvvetli işleve sahip. Katsayı uygulamasının getirmiş olduğu maliyeti bu ülke uzun süre ödedi. 2012'de kat sayı uygulamasının kaldırılmasıyla bakanlığımız daha önceki bakanlarımız ve bürokratlarımız mesleki eğitimi güçlendirmek için çok büyük çaba sarf ettiler ama son yıllarda değişil bir şey yapmaya başladık. Aslında paradigmayı değiştirdik. İşverenler mesleki eğitim mezunlarının eğitim süreçlerine dâhil olmadan mezun olmalarını beklerken biz dedik ki maden işgücü piyasasına eleman yetiştiriyoruz işgücü piyasası ile tüm süreçleri birlikte yönetelim." diye konuştu. Özer, işgücü piyasasının temsilcileriyle müfredatı güncellediklerini, işletmedeki beceri eğitimlerini birlikte planladıklarını ve özellikle alan ve atölye öğretmenlerinin işbaşı ve mesleki gelişim eğitimlerini de birlikte planladıklarını bildirdi. Kısa süre bunun mesleki eğitimin bir anda toparlanmasına yol açtığına değinen Özer, şunları dile getirdi "Sınavla öğrenci alan meslek liselerinin hepsinin puanları yükselmeye ve doluluk oranları artmaya başladı. Diğer taraftan mesleki eğitimdeki üretim kapasitesini artırdık çünkü mesleki eğitimdeki üretim, eğitimin yaparak ve üreterek gerçekleşmesi anlamında çok kritik işleve sahipti. Meslek liselerinde 200 milyonluk gelirden 2021'i 1 miyar 162 milyonluk gelirle kapattık, altı katlık artışla. Artık meslek liseleri her şeyi üretebilir hâle geldi. Kovid-19 süreci bize paranız olsa bile olağanüstü durumlarda belli ürünleri üretmediğiniz sürece satın alamayabileceğinizi gösterdi. İşte, maskeyle ilgili gelişmiş ülkeler çok ciddi travmalar yaşadılar ama tüm Türkiye'de o mesleki eğitimin tüm fedakâr öğretmen ve öğrencileri canlarını hiçe sayıp okullara giderek toplumunun ihtiyacı olan tüm ürünleri ürettiler. Mesleki eğitimin üretim kapasitesinin artırılması şunu gösterdi Mesleki eğitim o kadar kritik ki sadece işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmiyor, Kovid-19 salgınıyla olağanüstü koşullarda da üretim kapasitesini devreye sokarak devletinin ve milletinin yanında yer alarak o travmaların atlatılmasında büyük bir fonksiyon icra ediyor. Bu üretim kapasitesini daha sonra fikrî mülkiyete aktardık. Meslek liseleri artık patent, faydalı model, marka, tasarım tescilleri üretmeye başladı ve ilk kez bu alınan bu tesciller ticarileştirildi, ticari ürünlere dönüştürüldü." Özer, MEB'in son 20 yılda Türkiye Marka ve Patent Kurumundan fikrî mülkiyetle ilgili yıllık 2,9 üründen 2022 bitmeden şu an itibarıyla 7 bin 538 fikrî mülkiyet ürününün tescil aldığına dikkat çekti. Kapasite ve yapabilirlikle ilgili sıkıntı olmadığına dikkat çeken Özer, "Problem odaklanabilmek ve adım adım süreçleri iyileştirebilmek. Meslek liseleri ihracat yapmaya başladı." dedi. Özer, mesleki eğitim merkezlerine yöneldiklerini anlatarak sözlerine şöyle devam etti "Mesleki eğitim kanununda çok önemli değişiklik yaptık. Hem işveren için hem de öğrencilerimiz için cazip mekanizma oluşturduk. Kanun değişikliği ile sürecin ne kadar iyileştiğini bugün rakamlardan görebiliyoruz. Kanun değişikliğinden önce tüm Türkiye'deki çırak ve kalfa sayısı 159 bin idi, bugün 670 bin. İnanılmaz bir şekilde tüm Türkiye'de özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin artık çırak, kalfa ve usta bulmayla ilgili sıkıntıları kalmadı. Yıl sonuna kadar hedefimiz 1 milyon gencimizi mesleki eğitimle buluşturmak." Öğretmenlerin mesleki gelişimlerine de önem verdiklerini aktaran Özer, en büyük adımlarını 60 yıllık rüya olan Öğretmenlik Mesleki Kanunu ile attıklarını kaydetti. Özer, eğitim sisteminin öğretmenleri kadar güçlü olduğuna değinerek "Biz bunu bir adım daha ileri götürüyoruz ve bir toplum öğretmeni kadar güçlüdür diyoruz. Öğretmene ne kadar yatırım yaparsanız o toplum o kadar güçlü hale gelir." dedi. Öğretmenlerin sadece öğreten olmadığını ve hayat boyu öğrenenler olduğunu bildiren Özer, şunları kaydetti "Kariyer mekanizmasını kurarak uzman ve başöğretmenlikle öğretmenlerimizin aldığı eğitimleri değerlendiren ve özlük haklarında ciddi bir farka yol açacak şekilde maddi finansman olarak ta destekleyen bir mekanizmayı kurduk ve 613 bin öğretmenimiz uzman ve başöğretmenliğe başvurdu. 18 Temmuz'da eğitimler başladı, dün itibarıyla 25 bin öğretmenimiz uzmanlık öğretmenlik, 900 öğretmenimiz de başöğretmenlik eğitimlerini tamamladı, Bu süreçler tamamlandığı zaman eğitim sistemimiz de sürekli öğrenen ve kendisini geliştiren öğretmenin merkezde olduğu eğitim sistemini inşa etmiş olacağız." Özer, bunu yaparken merkezî planlama yapmak yerine okul, il ve ilçe temelli öğretmen eğitimine eğitimlerini dönüştürdüklerini belirtti. Bütçeyi artırdıklarına değinen Özer, "Öğretmenlerimizin eğitimleri için kullanılacak bütçeyi 35 kat artırdık. 8,9 milyondan 292 milyona çıkardık. 2020'de öğretmenlerin almış olduğu eğitimlerden Bakanlığın yapmış olduğu merkezî ve yerel eğitimlerden 1,2 milyon öğretmenimiz yararlanmış ve öğretmen başına düşen eğitim saati, 44 saat. 2021'deki bu değişikliklerle bu yılı milyon öğretmenin eğitimiyle tamamladık ve öğretmen başına düşen eğitim saati, 94 saate çıktı. 2022'de 6,6 milyon öğretmenimiz -ki bu kadar öğretmenimiz yok- işte bu öğretmen başına düşen mükerrer eğitimleri ve ders saatlerinin ne kadar yükseldiğini gösteriyor. 2022'deki hedefimiz, öğretmen başına 120 saat eğitimin tüm öğretmenler tarafından alınması. Bunun için hiçbir kısıtlamaya gitmeden öğretmenlerimizin her türlü mesleki gelişim talebini karşılayarak öğretmenlerimizi ve yöneticilerimizi çok daha güçlü noktaya taşımak en büyük hedefimiz. Tüm öğretmenlerimizi istemiş olduğu her türlü eğitim ve öğretime yansıyacak ve katkı verecek olan her türlü eğitimi bundan sonra aldıracağız ve rakamlarımız sürekli artacak. Öğretmenlerimiz güçlü oldukça oldukça okullarımız çok daha güçlü hale gelecek, eğitim sistemimizin kalitesi çok daha yükselecek. Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, bu yıl hazırlıklara erken başladıklarını, 17 Haziran'da okullar kapandıktan bir hafta sonra İstanbul'dan başladıklarını hatırlatarak "Hem eğitim politikalarımızı değerlendirdik, gözden geçirdik ve hasbihâl ettik hem de bu sene erken başlayalım dedik." Şeklinde konuştu. Özer, bu yıl okulların ihtiyaçlarını temizlik malzemesinden kırtasiye malzemesine kadar küçük onarımlarından büyük onarımlarına ve donatımlarına kadar hızla yol almak istediklerini bildirerek şunları dile getirdi "Çünkü yıllardan beri bu ülkede eğitimle ilgili şöyle bir sıkıntı var. Millî Eğitim Bakanlığı okulların ihtiyaçlarını karşılamaktan aciz. Okul aile birliklerini ve farklı mekanizmaları devreye sokuyor karşılamaya çalışıyor. Bu kadar yatırımı yapan bir hükûmetin Millî Eğitim Bakanlığı okulların ihtiyaçlarını karşılamaktan niye aciz hâle gelsin? İşte biz bu sene bunu göstereceğiz. Tüm okullarımızın ihtiyaçlarını bizzat karşılayıp daha önce karşıladığımız gibi önceden göndererek bir sonraki eğitim öğretim yılına hazırlığımızı şimdiden yapacağız ve ilk defa bakanlık olarak farklı bir uygulamaya gittik. Daha önceden hep Ortaöğretim Genel Müdürlüğümüze bağlı okullarımıza doğrudan bütçe gönderilirken Temel Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı okullarımıza yani okul öncesine, ilkokula ve ortaokullara bütçe gönderilmiyordu. Artık biz anaokuluna da ilkokula da ortaokula da bütçe göndermeye başladık çünkü çoğu zaman bütçeyi göndermemize rağmen zaman zaman bütçenin aktarılmasında sıkıntılar yaşandığını ve farklı kaynaklarda kullanıldığını gördük. Hiç kimseyi kirletmeden, doğrudan alıcısı kimse, kimin ihtiyacı varsa ihtiyacı fazla olana fazla gönderecek şekilde tüm okullarımıza bütçelerimizi göndermeye başladık." Okulların rahat bir şekilde ihtiyaçlarını karşılayabileceğine dikkat çeken Özer, el birliği yapılarak Türkiye'ye bütçeyle ilgili sıkıntı olmadığını gösterilmesini söyledi. Özer, bu ülkede hiç kimseden kayıt için devlet okullarından bağış alınamayacağına dikkat çekerek "Biz nasıl yardımcı kaynaklarla ilgili yıllardan beri kronik olan problemleri çözdüysek çocuklarımıza yardımcı kaynağı ücretsiz olarak gönderdiysek ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı gibi 2022-2023 eğitim öğretim yılında masaların üzerine sadece ücretsiz ders kitaplarını değil, ücretsiz yardımcı kaynakları da nasıl göndereceksek okullarımızın da tüm ihtiyaçlarını aynı şekilde biz karşılayacağız. Biz el ele vererek burada farklı başarı hikâyeleri oluşturacağız." diye konuştu. Dünyanın çok hızlı dönüştüğünü bildiren Özer, şöyle devam etti "Çevremizdeki ülkelere bakın. Gerçekten son 10 yıldaki tüm dünyada yaşananlar ülkelerin sürekli dönüşüm içinde, transformasyon içinde ve çok ciddi krizlerle yüzleşme arifesinde olduğunu görüyoruz. İklim değişikliğinden enerji fiyatlarına bakın, gıda tedarik zincirindeki sıkıntılara bakın... Bizim de bu ülkenin en güçlü ve yaygın Bakanlığı olarak bu süreçte üzerimize düşen görevi yapmamız gerekiyor. Devletimizin ve milletimizin yanında olarak bu gençlerimizin, bizim en nadide sermayemizin, niteliğini sürekli artırmak için büyük fedakârlık göstermemiz gerekiyor. Bakanlık olarak sizlerin çok daha rahat ortamlarda çalışabilmesi için eli anlı açık bir şekilde kimseye bir okula yardımla ilgili bir sıkıntı yaşamadan sadece eğitim ve öğretime ve onun kalitesine odaklanarak çalışması için her türlü imkânımızı seferber edeceğiz. Bunu yapabilecek bütçemiz, gücümüz ve irademiz de var." Özer, öğretmenlerle el ele vererek mesleki eğitimi ayağa kaldırdıklarını anlatarak "Herkes mesleki eğitime ölü muamelesi yapıyordu ve 'Ne olacak bunun hâli?' diyordu. Şimdi 'mesleki eğitimi durdurun.' diyorlar. Yeter, mesleki eğitim üretimle bu kadar içli dışlı olmasın demeye başladılar. Diğer alanlarda da aynı şekilde... Bu ülkenin güzel hikâyelere ihtiyaçları var ve en fazla ihtiyaç duyduğu şeyde eğitimde güzel hikâyeler... İnşallah, sizlerle el ele vererek ülkemize bu güzel hikâyeleri birlikte yaşatacağız. Eğitimimizi çok daha güzel noktalara taşıyacağız ve artık küçük şeylerden şikâyet eden bir eğitim sistemi değil yeni projelerin konuşulduğu, yeni atılımların ve açılımların sürekli müzakere edildiği bir eğitim sistemini çok daha güçlü ve yaygın hale getirmek için mesafe alacağız." Milletin ve devletin bunu hak ettiğini aktaran Özer, bu yolda yürümek için ne kapasite ne arzu ne aşkla ilgili en ufak sıkıntının olmadığını söyledi. Özer, açık aramak yerine daha güçlü olmak için neler yapılabileceğine bakılması gerektiğini bildirerek, "Diğerinin başarısından mutluluk çıkarılmaz çünkü kimse kimsenin kaderini engelleyemez. O zaman bize düşen şey mutluluk duymaktır. Fesatın ve ayrılıkçılığın kimseye faydası olmaz. İşte bizim özellikle bu zor günlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey birlik ve beraberlik. Bu topluma da bunu gösterecek en önemli mekanizma okullar ve eğitim sistemidir." diye sözlerini tamamladı. Konuşmanın ardından Erzurum Valisi Okay Memiş, Bakan Özer'e hediye takdim etti. Bakan Özer, toplantı öncesinde salon girişinde Raci Alkır Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin yaptığı yağlı boya sergisini gezdi ve resim öğretmeni Dilek Teber'in yaptığı Atatürk Portresini alarak Bakanlığa asacağını söyledi.
A+ A A- Dokümanlar Genel Bakış Dosyalarda Ara Dosya gönder Yukarı Kategori Okul ÖncesiSırala Varsayılan İsim Tarih Tıklamalar [Azalan] DosyalarNameOluşturulmaBoyutİndirilme Okul Öncesi Etkinlik Kitabı2018-2019 - MEB 2018-09-15 1332 MB2410>> Detaylar Okul Öncesi El Ele-3 Kitabı2018-2019 - MEB 2018-09-15 1331 MB244>> Detaylar Okul Öncesi El Ele-2 Kitabı2018-2019 - MEB 2018-09-15 1330 MB214>> Detaylar Okul Öncesi El Ele-1 Kitabı2018-2019 - MEB 2018-09-15 1328 MB375>> Detaylar Geri Takip et pekiyicomPowered by jDownloads Benzer Yazılar
KOMİK ADAM HİKAYELERİ KOMİK ADAM FUTBOLCU Komik adam gençliğinde amatör futbolcuymuş. 5 kere gol kralı olmuş. Her maçta tabelaya golünü yazarmış. 30 yaşında futbolu bırakmış. 90 dakikalık jübile maçında 60 gol atmış ve bunca gol atmasına karşın, bir kere bile milli takımda oynayamamaktan yakınıyormuş. KOMİK ADAM DEDEKTİF Komik adam yıllar önce İstanbul’da dedektiflik bürosu açmış. Müşteriler hep telefon dinleme işi için tutarlarmış. Eşinin, arkadaşının, ortağının, düşmanının, dostunun telefonla yaptığı görüşmeleri bilmek isteyenler yüksek bir ücret öderlermiş. Komik adam telefon teline girer ve bu telin içinde elektrik hızıyla uçarmış. KOMİK ADAM BASKETBOL MAÇI Komik adam mayıs ayının günlerinden birinde televizyonda basketbol maçı seyrederken spiker basketbolcuların boylarını söylermiş. İşte Ahmet Mehmet gibi. Komik adam merak etmiş acaba boyum kaç santim diye. Çocukluğu aklına gelmiş. O zamanlar kar yağınca yere sırtüstü yatar sonra kalkıp yerde çıkan izini 20 santimlik cetveliyle ölçermiş. Tam 8 ay kar yağmasını beklemiş. Ocakta kar yağınca evinin bahçesinde karın içine yatıp, bir türlü atmaya kıyamadığı öğrencilik yıllarından kalan 20 santimlik cetvelle boyunu ölçmüş. Boyu 9 cetvel gelmiş. Komik adam boyunu olarak hesaplamış. KOMİK ADAM ASKERDE Komik adam askerliğinde acemi birliği Antalya topçulardaymış. Bir gün şehir izni alıp alaydan çıkmış. Antalya sokaklarında gezmiş, dolaşmış, yorulmuş. Hava da sıcak. Serinlemek için denize girmiş. İyi yüzücüymüş, gençliğinde yüzme yarışlarına katılıyormuş. Sahilden iyice açılmış. Arkasında bir fosurtu duymuş. Hızla geriye dönmüş. Atlas Okyanusu’ndan gelen koskoca bir balina Akdeniz’de gördüğü insanı yutarmış. Komik adamı da yutmuş, fakat derisinin sert olmasından dolayı midesinde öğütememiş ve iki gün sonra hapşırarak komik adamdan kurtulmuş. Daha sonra komik adam yüzerek kıyıya çıkmış. KOMİK ADAM GÜNEŞE GİDİYOR Komik adam liseye giderken başarılı bir öğrenciymiş. Uzaya çok meraklıymış. Uzay hakkında kitaplar okur, gezegenlerin durumunu incelermiş. Güneşi ise bir gezmezgen olarak tarif edermiş. Güneş gezmezgeni özellikle ilgisini çekiyormuş. Güneş hakkında derin araştırmalar yapmış. Bir gün güneşe gitme fikri uyanmış. Türlü aletler, motorlar, bilgisayarlar almış ve aylarca uğraştıktan sonra bir uzay aracı yapmış. Araç çalışıyormuş ama olduğu yerde durup ilerlemiyor ve yükselmiyormuş. Yakın bir arkadaşına durumu anlatıp, güneşe gidememekten, güneşle kucaklaşamamaktan yakınmış. Arkadaşı Yakınmayı bırak. Senin yaptığın zamazingo uçsaydı, yanacaktın. Güneşe yaklaştıkça sıcaklık artacak ve seninle birlikte aracın da yanacaktı. Hiç güneşe gidilir mi? Hiç güneşle kucaklaşılır mı? İlla kucaklaşmak istiyorsan gel ikimiz kucaklaşalım, demiş. KOMİK ADAM ULUDAĞ’DA Komik adam gençliğinde yılbaşı için Uludağ’a gitmiş. Hemen otele yerleşmiş ve akşam yemeği yiyip yatmış. Sabah olunca kahvaltısını yapıp tulumunu ve kar ayakkabılarını giyip gezintiye çıkmış. Ormana girmiş, ormanda ilerlerken önüne aniden uzun yeleli bir aslan çıkmış. Komik adam ilk şaşkınlığı geçtikten sonra geri dönüp kaçmaya başlamış. Bir ara ağaca çıkmış ama aslan da ağaca çıkmış. Bunun üzerine ağaçtan yere atlamış ve kaçmaya devam etmiş. Sonunda güç bela oteller bölgesine ulaşmış ve aslandan kurtulmuş. İki haftalık tatilinin kalan on üç gününü otelde geçirmiş. Bu arada arkadaş olduğu otel müdürüne olayı anlatmış ve acaba aslan beni yakalasaydı yer miydi, diye de sormuş. Bunun üzerine otel müdürü “ Herhalde yerdi değil mi? Yoksa seni yakalayıp da, benle papaz kaçtı oynar mısın Selim Bey diyeceğini mi sandın? Sen en iyisi yakalasaydı yer miydi yoksa içer miydi diye düşünmeyi bırak ve önceki yaptığın gibi yine aslan görürsen kaç, “ demiş. KOMİK ADAM AVA GİDİYOR Komik adam bir gün arkadaşıyla ava gitmiş. Ormanda yürürken, karabatak mı avlayalım, çulluk mu, yoksa karga mı, diyerek tartışmaya başlamışlar. Arkadaşı karga avında çok ısrar ediyormuş “ Bak komik, bütün iş ormanda bir çınar bulmakta. Çınarı bulduk mu, üstünde karga pek çoktur. Tüfek patladı mıydı vurulan kargayı pişirip yeriz. “ “ Yazık sana, karga eti yenir mi? “ demiş komik adam. “ Yenir. Geçen hafta avda yalnızdım. Karga avlayıp, pişirip yedim. Et işte, hep bildiğimiz et. “ “ Yapma ya, tadı lezzetli miydi bari? “ “ Güzel yeniyordu ama tadı biraz acıydı. Üstüne acı biber dökülmüş bıldırcın eti gibi yani. “ “ Desene az sonra acı biberli bıldırcın eti yiyeceğiz. Bir karga vurabilsem…“ Komik adamla arkadaşı daha sonra ilerde birkaç tane çınar ağacı görmüşler. Kargalara tuzak olsun diye ayrılmışlar ve ikisi iki koldan, eller tetikte sessizce ilerlemişler. Arkadaşı muziplik olsun diye komik adama görünmeden çınar ağaçlarından birine çıkıp gak gak diye karga gibi ötmüş. Çınarın üst dallarındaki arkadaşını karga zanneden komik adam arkadaşını tek atışta vurmuş. KOMİK ADAM BÜYÜK SAHRA ÇÖLÜ’NDE Komik adam ve diğer ziyaretçiler Mısır’dan sonra batıya doğru uzun süre otobüslerle gitmişler. Konvoyda dört otobüs ve yüz civarında insan varmış. Günler geçtikçe hava giderek sıcaklaşıyor ve büyük kum yığınları uzaktan görünüyormuş. Orada dünyanın en büyük çölü Büyük Sahra Çölü varmış. Sonunda çöle girmişler. Çölde yılanlar, çıyanlar, akrepler, türlü türlü böcekler, kertenkeleler, çöl aslanları, tilkiler varmış. Çöl milyarlarca hayvanı barındırıyormuş. Gündüz sıcak, çok sıcak olduğu için, geceleyin hepsi ortaya çıkıyor, birbirlerini yiyorlarmış. Kimbilir gündüzleri çölün altında ne olaylar oluyor, akıl almazmış. Yeşillik varmış, biraz çimen ve azıcık ağaç. Oradan su çıkıyormuş, kaynak varmış. Buraya vaha diyorlarmış. Bir akşamüstü vahanın kenarına otobüsleri yanaştırmışlar, çadırlar kurulmuş. Yemek yenmiş, su içilmiş ve yatmışlar. Komik adam çadırda uyuyormuş. Rüyasında sürüyle akrep peşine takılmış. Komik adam kaçıyor, akrepler kovalıyormuş. Sonradan komik yorulmuş. O yavaşlayınca akrepler yetişip çevresini sarmışlar. Çember giderek daralmış, zehirli kuyruklarını uzatan akrepler ha soktular, ha sokacaklar. Komik adam kan ter içinde uyanmış. Çadırdan çıkmış. Bakmış gerçekten vahanın etrafı akreplerce sarılmış. Hemen çadırdan makasını alıp akreplerin kuyruklarını kesmiş. Kuyruksuz kalan akreplerin hepsi kaçmış.
okul öncesi öğretmenler günü hikayeleri