DERS PLÂNI. 1.Bir cisme etki eden kuvvetin yönünü, doğrultusunu ve büyüklüğünü çizerek gösterir. 2. Bileşke kuvveti açıklar. 3. Bir cisme etki eden birden fazla kuvveti deneyle ve çizimle gösterir. Matematik: Aynı veya farklı birimlerdeki iki çokluğun birbirine oranını belirler.
Değerli kardeşimiz, Ölünün kırkıncı ve elli ikinci gecesi ile ilgili bir rivayet bilmiyoruz. Böyle geceler için özel merasim tertip etmek doğru değildir. Ölenler için dua ve tasadduk etmek, Kur'an okumak her zaman iyidir. Şu veya bu geceye özel olarak sınır getirilemez.
HDP Van Milletvekili-Parlamenteré HDP’ê yê Wanê
eğer salınım anından 6-7 saat içinde öğrenilirse halka iyot tabletleri dağıtılır. troid bezinin radyoaktif iyot alması önlenir, böylece kanser riski azaltılmış olur. 30 km. 100 km'ye kadar arazinin topografyasına bağlı olarak etki görülebilir. ilk birkaç günde yapılması gerekenler bunlar. daha sonra suların ve
ÖLÜNÜN 7. , 40. , 52. GECELERİNE ÖZEL KURAN OKUTMAK , MEVLİD DÜZENLEMEK (Soruya Cevab) kardeslerim bu konu varmi varsa nerde ve yoksa bunlarin hukmu
3RYU4. Bebeğin dünyaya gelişinden sonra kültür ve geleneklerimiz doğrultusunda 40 mevlüdü veya bebek mevlüdü gerçekleştirilir. Hem dualar eşliğinde bebek görülür hem de bebek sahibi olan çifte hediyeleri verilir. Ve tabi yeni bebek sahibi olan çiftte mevlüde gelen misafirlere anı olarak kalması amacıyla bebek mevliti hediyesi verir. Peki en farklı bebek mevlüdü hediyesi nedir? 40 mevlüdünde hediye olarak neler dağıtılır? İşte bebek mevlüdünüze gelen misafirlerinize hediye edebileceğiniz en değişik bebek mevlüdü hediyeleri...Küçük boy Kuran- ı KerimlerKüçük boy Yasin-i Şerif kitabıKokulu ve şekilli küçük sabunlarİçerisinde küçük bebek olan kar küreleriİçi zemzem suyu dolu minik şişelerİçi çakıl taşı çikolata dolu küçük kavanozlarSüslü ve renkli küçük kolonya şişeleriHarf şeklinde küçük mumlarİsteğe göre dizayn edilebilen buzdolabı magnetleriŞekilli minik kokulu taşlarRengarenk mevlit şekerleri ile dolu keselerMagnetli çerçeveler içerisinde bebeğin resmi veya isteğe bağlı resimlerHarf işlemeli el havlularıÖzel keseli ve kokulu tesbihler
Ölünün 40. ve 52. gecelerinde "eza"ların kemiklerin, organların dağıldığına, ruhun acı çektiğine inanıldığı için yapılan dua ve verilen yemeklerle ölünün acısının azaltılacağı düşünülür. Yemeğe erkek ve kadınlar katılır, hoca tarafından Kur'an okunarak dua 52 si var mıdır?"Ölen bir müslümanın usulüne göre yıkanıp kefenlenmesi ve cenaze namazının kılınarak defnedilmesi farzdır. Bunun dışında yapılması gereken 7'nci, 40'ıncı ve 52'nci gün veya bunların duası gibi zaman ve şekle bağlanmış bir görev yoktur. Bunların hiçbir dini dayanağı da kişinin hayrına ne dağıtılır?Kültürümüz de ve dinimiz de ikram da bulunmak çok sevaptır bu sebeple insanlar ölen kişinin hayrına yemek ve lokma Gece de ne oluyor?ölü öldükten sonra, ölücüğün elli ikinci günde 52. gece burnu * düşer diye inanılırmış. bir de etler kemiklerden ayrılmaya başlarmış. olasılıkla eski türk inanışıdır. bizim fethiye'de peşi sürdürülüyor, geleneğe sahip çıkılıyor. haftası, kırkı, elli ikisi, yılı gibi zamanlarda insanlar toplanır birlikte elli ikinci …Öldükten sonra ruh ailesini görür mü?İbn-i Ebi Dünya, Amr bin Dinar'dan rivayet ettiğine göre “Her ölen kendisinden sonra ailesinde olacağı her şeyi bilir. Onlar onu yıkarken, kefenlerken o hep onlara bakıyor.” 40 ve 52 nedir?”Bir kimsenin ölümünün 7, 40 ve 52'nci günü şeklinde zamanlar tayin edip bu zamanlardan özel merasim yapma şeklindeki uygulamaların hiçbir din dayanağı yoktur. Ölen bir Müslümanın usulüne göre yıkanıp kefenlenmesi ve cenaze namazının kılınarak defnedilmesi farzdır. Bunun dışında yapılması zorunlu olan bir şey gün ölüye ne olur?olumden sonraki 40. gun icin soylenen soz, islamda olunun ruhuna mevlid okunmasini gerektiren biri için nasıl hayır yapılır?Konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi için başkalarının ölünün yararına yapabilecekleri işleri maddeler halinde açıklamaya çalışalımÖlünün Borcunun Ödenmesi … Dua ve İstiğfar … Sadaka Vermek … Ölenin Borcu Olan Oruçlarının Geride Kalan Akrabaları Tarafından Tutulması … Ölen Kişi Yerine Yapılacak Hac … Ölü Adına Kurban Kesmek
Contents1 Gelin Mevlüdünde ne hediye verilir?2 Gelin mevlidinde hangi dua okunur?3 Ev mevlidinde ne ikram edilir?4 Duvak Mevlüdünde ne yapılır?5 Yeni bir eve giderken ne alınır?6 Düğünde hangi dua okunur?7 Mevlitte Hangi tatlı verilir?8 Ölünün 7 günü ne dağıtılır?9 Mevlüt de ne yapılır?10 Bebek mevlüdü nasıl yapılır?11 Gelin mevlüdü nasıl yazılır? Gelin Mevlüdünde ne hediye verilir? Gelin Mevlidinde Dağıtılan Hediyeler Genellikle gelin mevlidinde tesbih, yazma, sabun, havlu gibi hediyelikler verilir. Bunun yanı sıra günümüzde genellikle katılan misafirlere küçük Yasin-i şerif kitapları ile birlikte tesbih hediye edilir. Mevlide katılan misafirlerde, gelinin evine hediyeler getirir. Gelin mevlidinde hangi dua okunur? Gelin mevlidinde Yasin suresi ilk olarak okunur. Daha sonra Tebareke, Amme, Kevser, Nas, Felak suresi okunur. Daha sonra ise Fatiha suresi okunur. Mevlidi Şerif ve evlilik duası ya da gelin duası dediğimiz dua da okunur. Ev mevlidinde ne ikram edilir? Menünün Hikayesi İmam sarığı Cacık. Lahmacun. Havuç Salatası Kabak Dolması Yalancı Cezerye. Patates Salatası Duvak Mevlüdünde ne yapılır? Gelin mevlidinde yazma, seccade, tesbih, lif, sabun, işlemeli havlu gibi hediyelikler dağıtılır. Bunların çok masraflı ve uğraştırıcı olduğunu düşünen kişiler sadece küçük boyutta Yasin-i şerif ve tesbih de dağıtabilmektedir. Mevlide katılan misafirler de gelin ve evi için mevlide hediyelerle gelmektedir. Yeni bir eve giderken ne alınır? Yeni Eve Taşınanlara Alınacak Hediyeler Çatal Bıçak Seti. Yeni eve taşınan kişi, klasik tarzda biri mi? Fincan Seti. Fincan setlerinin modası hiçbir zaman geçmez. Nevresim Takımı Yatak odası için ilk akla gelen hediye nevresim takımıdır. Saklama / Düzenleme Kutusu. Salon Çiçekleri. Kanvas Tablo. El Emeği Hediyeler. Düğünde hangi dua okunur? NİKÂH DUASI NASIL OKUNUR? el-hamde lillâhi vessalâtü vesselâmü alâ Rasûlina Muhammedin ve alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Mevlitte Hangi tatlı verilir? Mevlüt menüsüiçinde isteğe bağlı olarak tatlı servisi de gerçekleşmektedir. Tatlı servisi olarak en çok tercih edilen tatlıların başında tulumba tatlısı ve irmik tatlısı gelmektedir. Yemek ve tatlılardan sonra içecek olarakmevlüt menüsü içinde en çok tercih edilen içecek ayrandır. Ölünün 7. günü “pişi” yapılarak komşulara dağıtılır. 40. ve 52. günlerinde evde ya da camide mevlit okutulur. Evde okutulan mevlitte yemek verilir. Camide okutulursa gelenlere gülsuyu, şeker ve lokum ikram edilir. Mevlüt de ne yapılır? Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem için salavat getirilmeli, oruç tutulmalı, namaz kılınmalı, bolca dua edilmeli, Kur’an-ı Kerim okunmalı, akrabalar hatırlanmalı, yetimin, öksüzün çocukların yüzleri güldürülmeli sadaka verilmeli ve bolca hayır yapılmalıdır. Bebek mevlüdü nasıl yapılır? Bebek mevlidi, doğumdan hemen sonra ya da bebeğin kırk günü doldurmasını takip eden süreçte düzenlenen önemli dini toplantılardır. Bebeğin sağlıklı bir ömür sürmesi için Kur’an okunan ve dualar edilen törende, aile büyükleri ve yakınlar bir araya gelir ve bu esnada yeni doğan bebek için alınan hediyeler sunulur. Gelin mevlüdü nasıl yazılır? Türk Dil Kurumu TDK sitesinde bulunan sözlükten arama yapıldığında kelimenin, mevlit şeklinde yazıldığı ortaya çıkıyor. Bazı örneklerde görülen ” mevlüt, mevlid” gibi yazımlar ise imla hatasıdır. Türk Dil Kurumu’na göre kelimenin doğru yazımı “mevlit”tir.
ÖLÜNÜN 7. , 40. , 52. GECELERİNE ÖZEL KURAN OKUTMAK , MEVLİD DÜZENLEMEK Soruya Cevab hayalet;115336' Alıntı kardeslerim bu konu varmi varsa nerde ve yoksa bunlarin hukmu nedir? Ölüye 7., ci gun , 40 ci gun , 52 ci gun sonra senesi diye okutulan .... günlerin aslı varmı? Bu tarz adetler , törenler İslam'da bulunmamaktadır . İslam dininin iki kaynağı olan Kuran-ı Kerim'de ve sahih hadis-i şeriflerinde bu konuyla ilgili bir bilgiye rastlanılmamıştır. Eğer böyle bir şey İslamda caiz olmuş olsaydı Rasulullah ölen çocuklarına ve ashabına , sahabeler de kendi yakınlarına bu işi yapmaktan geri kalmazlardı . Rasulullah'ın vefatından sonra dahi hiç bir sahabe böyle bir şeyi yapmamıştır. Mezheb imamlarından da bu konuda bir bilgi gelmemiştir. Bu konuya benzer o da ölüm değil doğum günüyle ilgili - mevlid ilk bilgi Rasulullahın vefatından 300 şii Fatımiler - 400 sunni yıl sonra görülmüştür. Rasulullah'ın Doğum gününe bu adet sokuşturulunca, daha sonraki zamanlarda da ümmetine ölüm günleri için de tertib edilmeye başlanmıştır. Üstelik ölüm günü için bir kez de değil, 3 defa arka arkaya 7, 40, 52. günlerine düzenleme gereği hissedilmiştir. Bu sayılar, mucidinin uğurlu sayıları! olması muhtemeldir. Halk arasında yine kulaktan dolma bilgilerle bu gecelerden sonuncusu olan 52. gün için "etin kemikten ayrıldığı gün" inanışı oluşmuştur. Bu bilgiye hangi kasap onay vermiştir bilinmemektedir. Halbuki herkesin et , kemik, kas yapı ve bünyesi farklıdır. Üstelik sıcak günlerde cenaze daha mezara konmadan koktuğu , ya da yıllar sonra bile açılan mezarda hiç bir çürüme olayının başlamadığı tesbit edilmektedir. Bunda ibretler olabileceği firavun gibi cenazenin bulunduğu yerin yapısıyla da ilişkisi olabilir. Cenazenin arkasından düzenlenen kur'an okuma, yemek verme mevlid organizasyonu için bu güne kadar delil ile onay veren bir alime rastlayamama rağmen 80 milyonluk ülkeye bu bid'at nasıl yerleşti anlamak zor da olsa, sünnetten uzak insanların bidat seviciliğini bildiğimden cevabımı bulmuş oluyorum. Bu merasimler hakkında görüşünü şöyle açıklayan alimlerde vardır İmam Şerani, "Son zamanlarda zuhur eden büyük bidatlardan biri de, ibadet diye üzerine düştükleri mevlit cemiyetleridir." Ibni Abidin, "Ölüleri hayırla yad etmek vaciptir. Ama onların arkasından 7, 40 ve 52. geceler bidattır. Muayyen gün ve gecelerde evlerde mevlit okutmak o mümin ölüye işkence etmek hükmündedir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi İslâm dünyasında mevlid merasimi ilk defa, Mısır'da hüküm süren şii şia fırkasından Fatımîler 910-1171 tarafından tertiplenmiştir. Bu merasimler saraya ait olup, sadece devlet erkanı arasında cereyan etmekte idi. Fatimîler, Ali ve Fatıma doğum günlerinde de mevlid merasimleri tertip ederlerdi Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588'de resmi hale getirildi. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii'nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii'nde yapılan merasimlere, devlet erkanıyla birlikte halk da katılırdı. Bu merasimlerde, önce muezzin tarafından Kur'an-ı Kerîm okunur, bunun peşinden de vaazlar verilirdi. Daha sonra mevlidhân kürsüye çıkar ve bir bölüm okuduktan sonra iner hediyesini alır ve ikinci mevlidhan kürsüye çıkarak, okumaya devam eder ve belirlenmiş kaideler çerçevesinde mevlid kutlamaları son bulurdu. Bu resmi kutlamalar daha sonraları laiklik ilkesine rağmen Diyanet aracılığı ile Radyo ve TV'lerde aynen sürdürülmüştür. Zaten bu tür merasimler ve kandilller İslam'ın özünde olmuş olsaydı Allah'a ve Rasulune harb açan rejimlerin idaresindeki ülkelerde izin verilmesi mümkün olmazdı. Halkın bu bid'atlere önem verdiğini bilen belam ve tağutlar ; aynı Cuma namazına mudahale ederek kendi izin verdikleri ve gönderdikleri hutbeler eşliğinde kafirlere ve şeriatı kaldıran laik düzenin kurucularına dualar ettirerek dininden habersiz atalar izinde giden saf halkını uyuşturmaya devam ederek böylece kendilerinden "Allah devletten radı olsun , Allah devlete millete zeval vermesin , bak camiler açık , namaza , hacca izin veriyorlar" dedirterek muvahhidlere karşı hainlerin en büyük destekleyicisi kesilirler. İslamı sadece namaz , oruç ve hac'dan ibaret sanan bu gafiller, uluhiyet tevhidinin en büyük özelliği olan olan hakimiyet mevhumunun yetimleridirler. Allahın hükümlerine savaş açan bu zamane firavun taklitçileri, İslam motifli imajı verilerek dini tahrif etmek amaçlı ortaya çıkartılan kişilerin ve bid'atlerin savunucusu ve tertipleyicisidirler. Kafirlerle savaşıp Şeriatın yayılması için canlarıyla ve mallarıyla mücadele eden hatta ülkelerinde kabri bile bulunan Eyyub el Ensari gibi sahabeler , Cennetle müjdelenen sahabeler duruken, başka bir bid'at elebaşıcısı olan Celalettin Rumi namı diğer Mevlana'yı her sene anar, UNESCO Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu, isimli kafirlerin faydası için çalışan kuruluş tarafından 2007 dünya mevlana yılı ilan ederek dünyanın her tarafından budisti , şamanı , laiki, yahudisi , hırıstiyanı ziyaretine gitmesine kolaylıklar sağlanır. Halbuki bu ziyaretçiler , ziyaret ettikleri şahsın Peygamberine Haşa gerici , yobaz , katil , ırz düşmanı gibi küfürleri savurmaktan geri durmazlar. İşte tüm kafirlerin istediği müslüman tiplemesi; peygamberimiz hz. Muhammed gibi ya da cennetle müjdelenen sahabeler gibi değil aksine, Moğol imparatoru kafir Cengiz Han'ın milyonlarca müslümanı katlederken, cihad etmek yerine pervane gibi dönen Celalettin-i Rumi'dir. Bu yüzden bu tarz bid'atler ve bidatçiler tüm kafirler tarafından "eğer bizden olmuyorlarsa o zaman böyle sapık müslüman olarak kalsınlar" anlayışıyla her yerde destek görürler. Tekrar konumuza dönersek ; Rasulullah doğumunu ve hayatını medh ve senâ eden, "Mevlid" adını taşıyan çok eser kaleme alınmıştır. Bu eserler daha sonra, mevlid merasimlerinde, mevlidhanlar tarafından teğannî ile okunmaya başlanmıştır. Bunların Türkçede en meşhur olanı Süleyman Çelebi'nin "Vesiletun-Necât" adındaki mevlididir. Süleyman Çelebi hakkında kaynaklarda pek fazla bir bilgi yoktur. Onun, Yıldırım Beyazıt zamanında Divan-ı Humayûn Hocası olduğu, sonra da Bursa Ulu Camii'ne imam tayin edildiği bilinmektedir. İlk zamanlar, sırf Rasulullah doğduğu zaman ve sadece camilerde okunan mevlid, sonraları para karşılığında hanendeler tarafından rastgele zamanlarda okunur olmuştur. Kandil gecelerinde, ölülerin ardından; yedinci, kırkıncı, elli ikinci gecelerinde, sene-i devriyelerinde de mevlidler okunmaya başlanmıştır. Mevlid metinlerini kaleme alanlar, hiç bir zaman hanendeler tarafından camilerde, makamlı bir şekilde, ibadet yapıyor süsü verilerek türkü, şarkı söyler gibi okunmasını akıllarına getirmemişler; yalnızca Peygamber'e olan aşırı sevgileri onları, onun hatırasını canlı tutmak için bu tür eserleri yazmaya sevketmiştir. Mevlidler, dinde olmadığı halde varmış gibi, ibadet çeşitleri arasına katılmıştır. Bundan dolayı, mevlid merasimleri düzenlemek ve mevlid okumak bir bid'attır. Hattâ İslâm'da olmayan, ölünün yedinci, kırkıncı, elli ikinci gecelerinde okunması İslamla ilgili olmayan bir merasim ve ibadet şekli ile icra edilmesi haramdır. Ancak, Mevlid, halk arasında büyük bir ibadet olarak kabul edilmekte, ölülerin ruhu için mevlidler okutularak, onların günahlarının bağışlanacağı zannedilmektedir. Halkın cehaletinden ve yanlış itikadlarından istifade eden mevlid okuyucu hanendeler, bir piyasa oluşturarak, bunu ticarî bir çıkar aracı yapmışlardır. Bu tip bir kabul ve davranışın İslamî olmadığı hususu ile ilgili herhangi bir ihtilaf sözkonusu değildir. Böyle bir olaya sebeb olan herkes dinen sorumludur. Merasimlerde mevlid okunmasının vazgeçilmez bir âdet haline getirilişinin sakıncalarından biri de, netice olarak insan kelâmı bir şiir olan bu metinlerin, okunması ve dinlenilmesi ibadet olan Kur'an ile eşdeğerde görülmeğe ve değerlendirilmeğe başlanılması tehlikesidir. Bunu yani mevlid okutmayı maneviyat için yapıyor ve , o maneviyat sahibi kimsede İslam dininden olduğunu iddia ediyorsa , bilsin ki islam dininde böyle bir şeyler mevlid- 7 , 40 , 52. geceler yoktur . Bunlar islam alimlerinin kabul etmediği, ret ettiklerindendir. Bunlar islam dinine sonradan eklenenlerdir . İslam , sonradan eklenenlere, göze hoş gelsede bidattir der ! Allah rasulu bidat hakkında Huzeyfe b. el-Yamân'ın rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte "Allah bid'at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, sarfını maddi yardımını, şehadetini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi İslâm'dan çıkar. " İbn Mace, Mukaddime, 7/49. Bu ikaz karşısında müslümanların dikkatli davranacakları ve bid'atın ne olduğunu araştıracakları muhakkaktır. Abdullah b. Abbâs rivâyet edilen bir hadiste şöyle buyrulur "Allah, bid'at sahibinin amelini, bid'atından vazgeçinceye kadar kabul etmez." İbn Mâce, Mukaddime, 7/50 Amellerinin kabul edilmeyeceğini bilen bir müslüman korkar ve neyin bid'at olup, neyin olmadığını araştırır. Meselâ, Rasûlullah'a selam ve salât Allah'ın emridir. Ama Rasulullah'ı anmak için dini törenler yapmak ve mevlid okutmak kimin emridir? Ölüleri hayırla anmak ve onlara dua etmek sünnette vardır. Fakat ölüler için mevlid okutup, yedinci , kırkıncı, elli ikinci geceleri tertip etmek İslâm'ın hangi hükmüne dayanır. Allah için sadaka vermek, zekât ve fitre dağıtmak Allah'ın emri gereğidir. Ama ölen birisi için devir-iskat, yani ölünün ibadet borcunu düşürmek için mal ve para taksimi yapmak, sabun, iğne, iplik dağıtmak kimin emridir? ipucu vereyim şeytan Şimdi asıl bize düşen ; Ölünün arkasından Kur'an okunur mu ? Dua edildiği malum , Kurandan dua mahiyetindeki sureler, ayetler okunabilir mi? Okunursa ölü hisseder, faydası olur mu ? Ölü Evinde Yemek Ölen kişinin evinde yemekle uğraşılmaz, akrabaları, komşuları dışardan yemek getirmelidir ölü sahiblerine. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sâbit olduğuna göre, amcasının oğlu Cafer b. Ebî Talib'in -Allah ondan râdı olsun- Mute gazvesinde savaşırken ölüm haberi kendisine ulaştığında o şöyle buyurmuştu اصْنَعُوا لِآلِ جَعْفَرٍ طَعَامًا، فَقَدْ أَتَاهُمْ مَا يَشْغَلُهُمْ [رواه الترمذي، وحسنه ، وأبو داود، وابن ماجه، وحسنه ابن كثير، والشيخ الألباني]“Cafer’in âilesi için yemek hazırlayın. Zirâ onları meşgul eden iş kendilerine yemek hazırlamaktan alıkoyan Cafer’in ölüm haberi geldi.” [Tirmizî, hadis no 998. Tirmizî “Bu hadis hasen sahihtir”, demiştir. Ebû Dâvûd, hadis no 3132; İbn-i Mâce, hadis no 1610; İbn-I Kesir ve Elbânî, hadisin hasen olduğunu belirtmiştir] İmam Şâfiî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir “Ölen kimsenin komşularının veya yakın akrabalarının, vefat ettiği günde ve o günün gecesinde ölen kimsenin âilesi için yemek yaparak onları doyurmaları, benim hoşuma gider. Çünkü bu davranış, sünnet ve güzel bir hatıradır. Ayrıca bizden önceki ve bizden sonraki hayır sahiblerinin güzel davranışlarından birisidir.” Şafii, el-Umm , c 1, sf 317 “Ölen kimsenin âilesinin insanlara yemek yapması ve bunu kendileri için bir gelenek haline getirmelerine gelince, -bildiğimiz kadarıyla- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-den veya O’nun Râşid halifelerinden böyle bir davranış bilinmemektedir. Aksine bu davranış, terk edilmesi gereken bir bid’attır. Çünkü bu davranış, ölen kimsenin âilesinin meşguliyetine meşguliyet katmaktır. Ayrıca bu davranış, câhiliye devri Arablarının yaptıklarına benzemeye çalışmak ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in sünnetinden ve O’nun raşid halifelerinin -Allah onlardan râdı olsun- yolundan yüz çevirmek demektir.” “Günümüzde ölen kimsenin âilesinin yapmakta olduğu akşam yemeğinin veya kırkıncı gün yemeğinin dînde hiçbir aslı yoktur. Ölen kimsenin âilesi, sadaka olarak ölü adına yemek vermek isterlerse, belirli bir güne bağlı kalmamaları gerekir. Eğer verecekleri yemeğin ücretini fakirlere sadaka olarak verirlerse, bu onlar için daha hayırlıdır. Çünkü bu davranış, riyâdan daha uzak, fakirler için daha faydalı ve gayr-i muslimlere benzemekten daha uzaktır.” İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komisyonu Fetvâları”, c 9, s 145 - 149 Mâlikî âlimi el-Hattâb -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir “Ölen kimsenin âilesinin yemek yapması ve insanları yemekte biraraya getirmesine gelince, bazı âlimler bunu kerih görmüşler ve bunu bid’at saymışlardır. Çünkü cenaze yeri, yemek ziyâfetlerinin verildiği yer değildir.” [Mevâhibu’l-Celîl fî Muhtasari’l-Halîl, c 2, sf 228] İmam Nevevî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir “Ölen kimsenin âilesinin yemek yapması ve insanları yemekte biraraya getirmesine gelince, bu konuda Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ve ashâbından bir şey nakledilmediği için bu davranış mustehab olmayan bir bid’attır.” [Ravdatu’t-Tâlibîn, c 2, sf 145] İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir “Ölen kimsenin âilesinin yemek yapmasına gelince, bu davranış mekruhtur. Çünkü bu davranış, ölen kimsenin âilesinin musibetlerini arttırmak ve meşguliyetlerine meşguliyet eklemektir. Ayrıca bu davranış, câhiliye Arablarının yaptıklarına benzemeye çalışmaktır.” [el-Muğnî, c 3, sf 497] Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir “Ölen kimsenin âilesinin yemek yapıp insanları yemeğe dâvet etmesine gelince, bu davranış meşrû değildir. Bu, bid’attan başka bir şey değildir. Hatta Cerîr b. Abdullah -Allah ondan râdı olsun- bu konuda şöyle demiştirكُنَّا نَعُدُّ الِاجْتِمَاعَ إِلَى أَهْلِ الْمَيِّتِ، وَصَنْعَةَ الطَّعَامِ بَعْدَ دَفْنِهِ مِنَ النِّيَاحَةِ [رواه أحمد والترمذي وابن ماجه]“Biz, ölen kimsenin âilesinin yanında toplanmayı ve ölünün defninden sonra onların insanlara yemek hazırlamasını, ölenin üzerine feryad-u figan ederek ağlamaya denk bir günah olarak görürdük.”[Ahmed, Tirmizî ve İbn-i Mâce] Ancak bu konuda mustehab olan; bir kimse öldüğü zaman, onun âilesi için yemek yapmaktır.” [Mecmûu’l-Fetâvâ, c 24, sf 316]Tüm bu soruların cevabını kaynaklarıyla incelememiz için TIKLA Ölüye Kâbir Başında Kur'an Okumak, Dua Etmek, Kâbir Ziyareti kitab İlmi Konu - Ölüye Kâbir Başında Kur'an Okumak, Dua Etmek, Kâbir Ziyareti Kitab zamane bidat mesleği
bebek mevlüdünde okunan dualar bebek mevlüdünde neler yapılır başsağlığına ne götürülür neler okunur bassagligina ne götürülür Ölüm Adetleri Hasta olan kişi yemeden içmeden kesilir. Gözleri görmez, çevresindekileri tanıyamaz, sabit bir noktaya bakar, hırlar, soğuk soğuk terlemeye başlarsa ölümün yaklaştığına hükmedilip, yakınlarına haber verilir. Sevdiği kişiler çağırılır. Rahatlaması için odanın pencereleri açılır, başının altına alçak bir yastık koyulur. Ruh vücuttan ayrılınca son nefesini verdi denir. Mevtanın gözleri açık ise kapatılır, üzerine pamuk koyulur. Çenesi kötü koku gelmesini önlemek amacıyla bağlanır. Elleri göğüs üzerine koyulur. Ayakları baş parmaklarından bağlanır. Gece öldü ise sabaha kadar yanı başında aralıklarla beklenir. Üzerindeki çamaşırları çıkarılır. Gömleğinin yakası yırtılır. Hükümet tabipliğinden ölümün normal olduğuna dair yazı alınır. Belediyeden mezar yeri istenir. Kefeni, sabunu, günlüğü ve öd ağacı hazırlanır. Bu eşyalar genellikle yaşlı kadınlar tarafından hazırlanmış olarak sandık içinde bulundurulur. Ölü, kadın veya çocuk olursa kadınlar, erkek ise erkekler tarafından yıkanır. Yıkayan kişiye mugassıl denir. Avluya kazan kurulur. Su ısınırken kefeni hazırlanır. Kefen beyaz amerikan bezinden veya patiskadan yapılır. Bir iç göğneği, bir en, iki boy uzunluğunda kesilir. Yanları çiğ ip ile dikilir. Ölü, teneşir denen tahta üzerine yatırılır. Sağdan sola doğru ılık sabunlu su ile yıkanır. Abdest aldırılır. Günlük ile tütsülenir, çörek otu koyulur. Kadın ise üç kat, erkek ise iki kat kefenlenir. Kefene zemzem suyu damlatılır. Özel olarak yapılmış veya belediyeden kiralanmış tabut içine yerleştirilir. Ölen kişi zengin ise ıskatına geçilir. Iskat, hayatta iken tutulmayan oruç, namaz, yemin, kurban ve adakların kefaletidir. Bir günlük borç, bir kişinin fitre parasına karşılık gelir. Yoksul bir ailenin cenazesinde ıskat devrinde, mahalle hocaları yuvarlak halka şeklinde otururlar. Komşu veya bir tanıdıktan ödünç bir beşibirlik veya para bulunur. Bir kişi oturanlardan birisine "şu mevtanın ıskatı selatı için, bu altını veya parayı kabul ediyor musun?" diye eline verir. Alan kişi "kabul ettim ve size bağışladım" diyerek geri verir. Tanrıya olan borçları ödeninceye kadar bu devir işlemi para elden ele dolaştırılarak devam eder. Bu ritüel, hayattaki yakınlarını ve fakir mevtayı borçlarından kurtarmak, onunla helalleşmek amacıyla yapılır. Cenaze omuzlara alınarak evden çıkarılır. Cenaze yeni evlenmiş kadın ya da genç bir kız ise tabutun üzerine gelinliği örtülür ve tabut süslenir. Delikanlıların tabutuna ise bayrak örtülür. Cenaze omuzlar üzerinde salası verilen camiye götürülür. Vakit namazı sırasında yakınlarından bir – iki kişi başında nöbet tutar. Vakit namazının ardından cami dışında, tabut önünde imam eşliğinde cenaze namazı kılınır. Tekrar omuza alınarak cenaze arabasına götürülürken yolda cenaze ile karşılaşanlar tabutun altına girerek bir süre taşırlar. Bunun çok sevap kazandıracağına inanılır. Mezarlık uzaktaysa bir araçla ulaşım sağlanır. Önceden hazırlanan mezar çukuruna iki yada üç kişi iner. Saptırma yada evcik denilen yere ceset sağ yanı üzerine, yüzü kıbleye gelecek şekilde yatırırlar. Cenazenin üzerine toprak gitmemesi için ağaçlar döşenir. Ağaçlar üzerine hasır örtülür ya da asma çalısı, tehnel konularak toprakla örtülür. Bu işlem sırasında cenazede hazır bulunan kişiler bir kaç kürek toprak atarlar. İmam eşliğinde dua edilir ve cemaat dağılır. İmam bir süre daha mezar başında kalarak talkınını verir. Hoca, verdiği talkınında meftanın ahiret alemine göç ettiğini, dünya değiştirdiğini, dininin İslam, kitabının Kur'an-ı Kerim, peygamberinin olduğunu söyler. Sonra hoca da mezarlıktan ayrılır. Yeni mezarlarda, mezarın baş tarafına bir tahta koyulur. Bu tahtaya ölen kadın ise tülbent baş örtüsü bağlanır. Erkek ise ya boş bırakılır ya da mendil bağlanır. Topraktan çıkabilecek ten kokusunun yırtıcı hayvanları çekebileceği endişesi ile mezarın üzerine gerilen ipe bez ya da naylon parçaları asılır. Ceset kokusunun hayvanları çekmesini önlemek amacıyla mezar üzerine defne dalları koyulur. Bazı köylerde ölünün yıkandığı yerde üç gece ışık yakılır. Kimi yerlerde ölü çıkan evde birkaç gün yemek yapılmaz ve süpürge süpürülmez. Başsağlığına gelenler, komşu ve akrabalar, cenaze evine yemek götürür. Kırkıncı günü cesedin burnunun çürüyerek koptuğuna ve toprağa karışmaya başladığına inanılır ve kırk mevlüdü yapılır. Komşulara lokma dağıtılır. Elli ikinci günü camide elli iki mevlüdü okutulur. Şerbet ve lokum dağıtılır. İstenirse pilav veya helva da dağıtılabilir. Üç aylarda ölünün ruhuna mevlüt okutulur, lokma dağıtılır. Mezarlar genelde bir yıl sonra yapılır. Mezarın çevresi çoğunlukla tuğla ile örülür ve sıvanır. Mezar taşı mermer ya da işlenebilir ancak sert bir taş ile yapılır. Mezar taşlarının hemen hepsinde ölen kişinin ruhu için Fatiha suresi okunması istenir. Mezar taşları, toplumu tanımak amacıyla ayrıca incelenmesi gereken bir konudur. Yakınlarının ya da ölen kişinin ağzından, yaşam ve ölüm hakkında neler düşündükleri kısa ve veciz sözlerle anlatılır.
ölünün 40 mevlüdünde ne dağıtılır