Betahcg değerim 245, pazartesi 485, perşembe 2063 çıktı. Henüz gebelik kesesi görünmedi ama rahim duvarında kalınlaşma var. 2013-05-19 13:31:56 | Güncelleme 2021-06-27 08:28:30 Nazofarenks Nazofarenks (nazofarenks) burun boşluğu burun foramen ileri gölgelik düzlemi üzerinde parçasını ifade eder. Yan olarak kulak zarı oda ile, bir faringeal orifis (işitsel tüp phary-ngeal açılması) ile alt konka arka karşı karşıya. Faringeal ağızda önce, östaki borusu torus (tubal torus) adı verilen bir eğri Beyin damar tıkanıklığına neden olan sebepler; 1)Yüksek tansiyon. Aşağıdaki etkenlerden kaynaklanabilir; Yaşın ilerlemesi ile birlikte damar esnekliğinin azalması. Kalp ve damar hastalıkları. Aşırı hareketsizlik. Aşırı tuz tüketimi. İşlemiş gıdalar, yağlı gıdalar. Sigara ve alkol kullanımı. Bireyin yaşına bağlı olmadan son yıllarda en sık görülen dolaşım rahatsızlıklarından biri embolidir. Emboli, damarlardaki kan akışını engelleyerek beyin, kalp gibi hayati önem taşıyan organlara zararlar verebilir. Ateroskleroz Kan damar duvarında çeşitli nedenlerle meydana gelen kalınlaşma ve sertleşme şeklinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Zamanla kolesterol ve Gastrit mide duvarında kalınlaşma yapar mı? Süpüratif gastritis: Yaygın streptokok enfeksiyonları ve viral enfeksiyonlar sonucu oluşur. Mide duvarında kalınlaşma, mukozada kanama, koyu kırmızı görünüm, mide mukozası yüzeyinde fibrinopürülan exuda, submukozada kalınlaşma ve ödem saptanır. gFe92. nazofarenks posterior duvarında minimal adenoid hipertrofi lehine gorunum mevcuttur diyo bu ne demekSol maksiller sinus tabanında fokal mukozal kalinlasma/sekresyonel sinyal artimi mevcuttur diyo2 ay once ki beyin mrde sonuc boyle bas agrisiyla gitmistim simdi bas agrisi yok nöroloji doktoru bu sonuclar onemli degil mukus olusmis dedi beyin goruntusune bakti temiz kac gündür burnuma evde ayni saatlerde hep yangin kokusu geliyor bu psikolojik mi yoksa nazofarenks tümörü olabilir mi baska belirti de yok 22 yaşındayım sigara vb... Yani 2 ay içinde beyin tümor oluşabilir mi 2 ay önce bir sıkıntı yoktu internet'de beyin tümorü koku merkezindeyse burna olmayan koku gelebilir gibi durumlardan bahsedilmiş. ama sadece bu koku var ve sabahları bas ağrısı mide bulantısı yada kokuyu algılandığımda bas ağrısı mide bulantısı yok 2 ay içinde beyinde tümor oluşma duruma var mıdır bazen kafamı ayaklarımın önüne kadar eğiyorum birden kalkınca duman kokusu alıyorum sonra bir daha yapınca veya biraz ara verince tekrar yapıyorum bu sefer o koku gelmiyor kokuyu ilk fark ettiğim şekil böyle değildi uzanmış televiziyon izliyodum. bundan yaklasık 1 ay öncede almıstım aynı kokuyu 2 3 gün sonra geçti ki kokuyu aldıgımdan beri burnum tıkanık bunun da etkisi olabilir mi durum nedir bilmiyorum yardımcı olursanız sevinirim kbb randevu aldım Bora F., Şekercan Ö., Özbey O. A., Yıldırım H., Durak E. Z., Gökçe Adenoid tonsil ya da diğer adıyla nazofaringeal tonsiller, nazofarenks postero-süperior duvarında yerleşen bir lenfoepitelyal dokudur. Erken çocukluk çağında hiperplazi-hipertrofisi sık gelişen patolojidir, ancak ergenlik çağından itibaren atrofiye olmaya başlar. Bu dönemde nazofarengeal havayolunu kitle etkisi ile ağızdan solunum, hiponazal ses ve horlamaya neden olur. Çok ciddi vakalar obstrüktif uyku apnesi ile sonuçlanır ve beraberinde nörokognitif bozukluk, büyüme bozukluğu ve kor pulmonale gibi riskleri taşır. Bu yazımızda çocukluk çağında sık görülen olağan bir patoloji olan adenoid vejetasyonun olağan dışı boyutlara ulaşabileceğini, adenoid vejetasyona eşlik eden hastalıkları, klinik bulgular ile sinüzit, mukozal kalınlaşma, seröz otitis media adenoid vejetasyon boyutunun her zaman korele olmayacağını, klinik değerlendirme sonucu uygun vakalarda cerrahi olarak sonlandırılabileceğini vurgulamaya çalıştık. OLGUNUN ÖZELLİKLERİ12 yaşında kadın hasta son 3 yıldır gittikçe artan hırıltılı solunum, horlama, burun tıkanıklığı ve buna bağlı özellikle geceleri artan ağızdan soluma ve geceleri uyurken ara ara nefes kesilmesi sleep apne şikayetleriyle kliniğimize başvurdu. Beraberinde 1 yıldır medikal tedaviye yanıt vermeyen persisitan pürülan burun akıntısı, öksürük, baş ağrısı ve geniz akıntısı mevcut olan hasta kliniğimize interne edildi. Yapılan fizik muayenesinde; hastada tipik adenoid yüzü bulguları ağız açık, üst kesici dişleri uzun, nazolabiyal sulkusları düzleşmiş ve genişlemiş, ince uzun ve burnundan ve ağzından sekresyonları akan ve rinolali klavza kapalı hım-hım konuşma mevcuttu. Otoskopik muayenede bilateral timpanik membranlar intakt ve doğaldı. Anterior rinoskopi ve endoskopik nazal muayenede bilateral nazal pasajlarda bol miktarda mukopürülan sekresyonlar, nazofarenks ve tuba orifisi dolduran ve orta meatusa doğru uzanım gösteren yumuşak doku izlendi. Orofarenk muayenesinde tonsiller grade 1-2 hipertrfoik, ağız hijyeni kötü, postnazal akıntı mevcuttu. Hastaya çekilen lateral kafa grafisinde adenoid dokusunun hava pasajını tamamen kapadığı izlendi. TEDAVİ VE PROGNOZHasta kronik rinosinüzit ve adenoid vejetasyon tanısıyla kliniğimize yatırılarak, parenteral medikal tedaviye başlanıldı. Tedavi sonrası hastaya genel anestezi altında adenoidektomi operasyonu yapıldı. Hastamızın mevcut kitlesi 5x3x3 cm çapına ve 45 gr ağırlığa ulaşmaktaydı. Eksize edilen dokunun patoloji sonucu; germinal merkezlerde genişleme ile karakterli lenfoid hiperplazi, adenoid vejetasyon olarak saptandı. Operasyon sonrası ve yapılan kontrollerde hastanın adenoid hipertrofisi ve kronik sinüzite yönelik semptom ve bulgularında tam düzelme izlenmiştir. TARTIŞMAÇocukluk çağında sık görülen bir patoloji olan adenoid vejetasyon uygun vakalarda cerrahi olarak sonlandırılabilinir. Kitle boyutu hakkında bilgi sahibi olmadan yapılacak müdahalelerde cerrah zorlanabilir ve süprizlerle karşılaşabilir. Klinik bulgular ile sinüzit, mukozal kalınlaşma, seröz otitis media adenoid vejetasyonun boyutu her zaman korele olmayabilir. Hastamızda olduğu gibi olağan dışı boyutlara ulaşabilen adenoid vejetasyonların komplikasyon oranının artmasına neden olabileceği her zaman gözönünde bulundurulması gereken bir durumdur. Türk Otorinolarengoloji XXXV. Ulusal Kongre Özetleri PS1-019 Mukozal Kalınlaşma, sıklıkla manyetik rezonans görüntüleme MR gibi ileri görüntüleme tetkiklerinin kullanılması sonucu oluşturulan raporlarda geçen ifadelerden bir tanesidir. Zamanın kısıtlı olması nedeniyle hekimler çoğu zaman bu ifadelerin açıklamasını hastalarına yapamazlar. Bana mail yoluyla en sık sorulardan bir tanesi “maksiler sinüste mukozal kalınlaşma” ne anlama gelir şeklinde oluyor. Bu noktada bilinmesi gerekenleri yazalım. Maksiller sinüste bulunan mukoza zarı hiperplaziye uğradığında enflamatuvar bir reaksiyon oluşur. Bu enflamasyon ile bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilere soğuk hava koşulları, kimyasal maddeler, çeşitli enfeksiyonlar, neoplazmlar, yabancı cisim reaksiyonları, alerjik rinit ve astım gibi solunum yolları ile ilişkili durumlar neden olabilir. Şekildeki görselde sinüste mukozal kalınlaşma görülüyor. Kaynak Genellikle sinüzit ve benzeri hastalıkları olan bireylerde ortaya çıkan bu durum kronik bir sürecin sonucunda oluşur. KBB ve nöroloji bölümleri tarafından filme gönderilen hastalarda rastlanma olasılığı daha fazladır. İlgili bölgede bulunan mukozal yapıların kalınlaşabilmesi için bir hastalık ya da patolojik durumun uzunca bir süre boyunca varlığını sürdürmesi gerekir. Çoğu zaman kendini sınırlayabilen ve tehlikeli olmayan bir durumdur ancak bu konuda en doğru bilgiyi sizi muayene eden hekiminizden almalısınız. Sizde bu konuyla ilgili olarak raporunuzda geçen ifadeleri yorum bölümüne eksiksiz bir biçimde yazarak yorumlanmasını bekleyebilirsiniz. Cevap vermekten mutluluk duyacağım. Bu yazı ilk defa 14 Şubat 2018 tarihinde yazılmıştır. Ardından 11 Ekim 2020 tarihinde düzenlenmiştir. Dr. Erhan Yavuz 2016 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim hayatımı tamamladım. İlk görev yerim olan Erzurum'un Narman ilçesinde Narman İlçe Devlet Hastanesi'ne atandığımda zorlu günler benim için başladı. Acil serviste doktor olarak çalışmak, canlara dokunmak güzeldi ancak kendimi tekrarlamaya başladığım hissi beni rahatsız ediyordu. Başarılı işler yapmanın ötesinde daha fazla kişiye ulaşmak ve kitlelere seslenmek gerektiğini düşünmüştüm hep. İşte tam da bu düşünceli zamanlarda atıldı temelleri Doktordan Haberler'in. Ben farklı farklı devlet hastanelerinde, sağlık kurumlarında gezerken bloğum dediğim bu siteden her geçen gün daha fazla kişiye hitap etmeye başladım. 2021'i bitirdiğimiz bu günlerde artık her gün binlere ve onbinlere ulaşmanın mutluluğu içerisindeyim. Bıkmadan usanmadan ziyaretçilerimin sorduğu sorulara doktor kimliğimle cevap vermeye devam edeceğim. Yüzbinlere, milyonlara ulaşmak dileğiyle Akut rinit coryza Nazal mukozal direncin kırılması, genel vücut direncinin kırılması sonucu rhinovirüslerin oluşturduğu akut enflamasyondur. Damlacık enfeksiyonu tarzında alınan virüs 1-3 günlük inkubasyondan sonra aktf hale geçer. Prodromal dönemde titreme, üşüme ve terleme, başağrısı, yorgunluk, iştahsızlık, çocuklarda ateş, burun ve boğazda kuruluk, kaşıntı, yanma ve nazal iritasyon görülür. Nazal mukoza kuru ve soluktur. Kataral dönemde sekresyonlarda artma, burunda tıkanma başlar. Nazal mukoza ödemli ve kırmızı renkte olup nazal sekresyonlar artmıştır. Birkaç gün sonra müköz dönem ile semptomlar gerilemeye başlar, akıntılar koyulaşır. Sekonder bakteriel enfeksiyoların ortaya çıkması ile nazal sekresyonlarda yeşil-pürülan renk görülür. semptomların eşliğinde nazal muayene bulguları ile konulur. Tedavi esas etkene yönelik değildir. Semptomlara yöneliktir. Buhar inhalasyonu, analjezikler, dekonjestan gurup topikal ve sistemik ajanlar kullanılır. Antibiotikler segonder bakteriel enflamasyona yönelik olarak verilebilir. Profilaksi spor, beslenme, vücut hijyeni, C vitamini, genel direnci arttırmaya yönelik faaliyetler koruyucudur. Çocuklarda adenoid vegetasyon, erişkinlerde septum deviasyonu gibi hazırlayıcı nedenler ortadan kaldırılmalıdır. Kronik rinit nedir? Konkaların çevredeki kronik enfeksiyonlardan etkilenerek mukozal hipertrofisi ve enfeksiyonudur. Mutlaka yakın çevresel bir enfeksiyon odağı ya da hazırlayıcı nedeni vardır. Adenoid vegetasyon, kr sinüs enfeksiyonları, nazofarengeal kitleler, septal deviasyon, nazal polipler bunlara örnektir. Mukozanın vazomotor hastalıkları, sigara, toz, kimyasal inhalanlar, toksinler, yüksek nem, hamilelik, mensturasyon, menapoz, endokrin bozukluklar, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları etyolojide rol oynar. Nazal konkalar mavi mor hipertrofik yapıdadır. Nazal pasaj daralmıştır. Nazal mukoza granüler bir yüzeye sahiptir. Özellikle alt konka arka bölüm hipertrofisi polip yapılanması gösterebilir. Tedavi öncelikle konservatiftir. Ancak medikal ya da cerrahi konkoplasti gerekebilir. Allerjik rinit nedir? Bir inhalasyon allerjisidir. Etkilenen organ nazal mukozadır ancak konjonktiva ve diğer mukozalar da eşlik edebilir. Perennial allerjik rinitler yıl boyu karşılaşılan allerjenlere bağlı olarak devam ederken mevsimsel allerjik rinitler sıklıkla polenlere bağlı yılın belli dönemlerinde görülür ve tekrarlar. Mantar, hayvan tüyü, toz, balık, çilek, yumurta gibi yenilen yada solunan pek çok allerjen tanımlanmıştır. Belli başlı allerjenler; gıdalar balık, yumurta, kahve, limon, portakal, ev tozları, polenler, kömür tozu, kükürt dumanı, benzin ve türevi kimyasallar, bakteriler, ilaçlar salisilat , sülfonamid, iyod, kinin. Hazırlayıcı faktörler; heredite, endokrin faktörler gebelik, menapoz, menstruasyon, pisişik, mevsim ve meteorolojik değişimler, paranazal enfeksiyonlar, intoksikasyon ve beslenme şartlarıdır. Patolojik değişimler; vazodilatasyon, hiperemi ve ödem, bezlerde sekresyon artışı, submukozada eozinofilik infiltrasyon, epitelde kalınlaşma ve hiperplazi, polipoid yapılanma, bağ doku infiltrasyonu. Semptomlar burunda kaşıntı, tıkanıklık, hapşırma isteği, temiz sulu bir burun akıntısı, genizde ya da boğazda kaşıntı hissidir. Konjonktivit, halsizlik, geçici ateş, iştahsızlık ya da hiposmi olabilir. Tanı semptomların yanı sıra nazal sekresyonların sitolojik incelemesi eozinofilik hücre bakılması, kanda İgE seviyeleri, cilt testleri ile konulur. Rinoskopik incelemede nazal mukoza mor ve soluk, ödemli ancak ıslak olarak izlenir. Konkalar sıklıkla hipertrofiktir. Tedavi öncelikle allerjenlerin tesbiti ve bunların yaşamdan uzaklaştırılması ile olur. Semptomatik olarak hafif olgularda antihistaminikler, topikal ya da sistemik steroidler, topikal dekonjestanlar kullanılabilir. Kronik olgularda uzayan nazal mukozada polip gelişimi görülebilir. Spesifik desensibilizasyon immünoterapi gerekebilir. İmmün terapi allerjenlerin ortamdan uzaklaştırılamadığı, reaksiyonların hayatı tehdit edici boyutta olduğu ve ilaçlara yanıt alınamayan olgularda yapılması önerilir. Geç yaşlarda semptomlarda hafifleme izlenebilirse de bronşial astım tabloya eklenebilir. Vazomotor rinit nedir? Perennial rinit ile aynıdır. Konka hipertrofisi önemli bir bulgu olup kronik nazal obstruksiyon nedenidir. Temelde parasempatik uyarının hakim olduğu nazal mukozadaki nörovasküler bir bozukluğa bağlıdır. Allerjik semptom olmaması allerjik nazal bulgulardan ayıran önemli bir bulgudur. Etyolojisinde ani ısı ve nem değişikliği, alkol, toz, duman, mekanik iritasyon, stres, anksiete, endokrin bozukluklar, topikal nazal dekonjestanların normalden uzun kullanılması sayılabilir. Tedavi iritanların ortamdan kaldırılması, antihistaminikler, dekonjestanlar, steroidler kısa süreli kullanılabilir. Sedatifler verilebilir. Konservatif tedaviye yanıt alınmaz ise cerrahi olarak konkalara müdahale edilebilir. Alt/orta konkanın radyofrekans, koter ya da krio yöntemleri ile küçültlmesi ya da cerrahi parsiyel rezeksiyonları yapılabilir. Atrofik rinit nedir? Kesin bilinmemektedir. Ancak tozlu ortamda çalışma, gereksiz konkoplastiler, uzun süreli nazal dekonjestanların kullanımı neden olarak sayılmaktadır. Nazal mukoza nın subepitelyal alanında fibrozise bağlı salgı bezlerinde atrofi söz konusudur. Mukoza bu nedenle kuru ve atrofiktir. Yüzey kuruluk nedeniyle kabuklanma görülür. Bu durum burunda tıkanıklığa ve kötü kokuya neden olur. Olay sadece nazal mukoza ile sınırlı olmayıp farenks, larenks ve trakea mukozasında da görülür. Mukozal atrofi ile birlikte silier özellik kaybolur , yüzeyde çok katlı epitel metaplazisi görülür. Nazal muayenede nazal kavite genişlemiş, konkalar küçülmüş, mukoza kuru, kabuklu ve kötü kokulu bir manzara izlenir. Tedavi konservatif olarak burun içi temizliği, burun içi nemlendirici damla ve pomatlar kullanılabilir. Cerrahi olarak yer daraltıcı girişimler yapılabilir. Nazal polip Tabanda kronik rinit yada sinüzit vardır. %25 olguda allerjik nazal rinopati bulunur. Nazal mukozadaki kronik ödemin yol açtığı mukozal sarkma polibe neden olmaktadır. Horlama, baş ağrısı, rinolali klouza, postnazal akıntıya bağlı kronik iritan öksürük önemli semptomlardır. Ekstrem olgularda burun deliklerinden dışarı taşacak boyutta polip yapılanması görülebilir. Nazal kavitede basıya bağlı çevre kemik yapılarda itilmeye ve nazal kavitede hacimsel genişlemeye yol açabilir. Tanı rinoskopi ve endoskopi ile konulur. Olguların çoğunda soluk, üzüm tanesi şeklindeki yapılanmasından kolayca tanınır. CT özellikle cerrahiye yönelik değerli bilgiler verir. Allerji testleri ile etyolojik doğrulama yapılabilir. Tek taraflı çoğu kez maksiller sinüsten kaynaklanan soliter, saplı antrokoanal poliplerin, Konka hipertrofisi, nazofarenks tümörlerinin ayırıcı tanısının yapılması gerekir. Tedavide antihistaminikler in ve kortikosteroidlerin topikal ve sistemik kullanımları ile kontrol altına alınabilir. Ancak endonazal polibektomi çoğu kez gereklidir. Atrofik rinit nedir? Etken patojenler virüsler, pnömokoklar, hemofilus influenza, hemolitik streptokok, stafilokoklardır. Sıklıkla mikst enfeksiyon görülür. Kronik rinojen enfeksiyonlar, immünite, allerji, sinüzal dişler 2. premolar ve 1. molar dişlerin apikal enfeksiyonları maksiller sinüzite neden olabilir. Erişkinde maksiller, çocuklarda etmoid sinüsler öncelikle etkilenir. Yüzme ve dalma sporu yapanlarda enfeksiyonlar daha sık görülürler. Bakteri su yoluyla taşındığı gibi hematojen yolla, ya da komşu sinüs yoluyla geçiş yaparak sinüs mukozasına yerleşir ve enfeksiyon bulgusu verir. Semptomlar; yüz ve baş ağrısı, kafada basınç hissi, yüzde zonklayıcı ağrı, vardır. Muayenede bu ağrıyı doğrulayan walleks noktalarında hassasiyet görülür. Nazal ve postnazal akıntı sarı-yeşil pürülan formdadır. Kokulu olabilir. Burun tıkanıklığı sürekli ya da aralıklıdır. Hiposmi veya anosmi izlenebilir. Burun kanatlarında ve nazal vestibülde silmenin yarattığı kontakt egzema görülebilir. Uyuşukluk, isteksizlik, ateş genel semptomlardır. Semptomlar tutulan sinüsün lokalizasyonuna göre değişiiklik gösterebilirler. Akut maksiiler sinüzit yüzde santral bölgede ağrı, ciltte hiperestezi, basınç ve dolgunluk vardır. Fossa kanina hassas, nazal muayenede konkalarda şişlik, orta meada ve burun tabanında pürülan akıntı görülür. Kronik maksiller sinüzit ağrı hafif ancak sinüste basınç vardır. Kronik nazal obstruksiyon, nazal kavitede mukoid yada pürülan akıntı vardır. Kakosmi, hipertrofik konkalar bazen polip yapılanması görülür. Akut etmoidit her iki göz iç kenarına uyan bölgede basınç ve hassasiyet , nazal obstruksiyon, postnazal akıntı, orta konka hipertrofisi ve orta meada pürülan sekresyon izlenir. Kronik etmoidit ağrı yoktur, geri kalan semptomlar akut formu taklit eder, halsizlik, yorgunluk ve postnazal akıntı süreklidir. Orta meada mukoza hipertrofisi ve polip yapılanması görülür. Frontal sinüzit baş ve alında şiddetli ağrı, alın ve supraorbital sinir çıkış noktasında hassasiyet, nazal muayene orta meatus ön kenarında pürülan akıntı izlenir. Kronik formda ağrı olmayıp burun akıntısıve hiposmi görülür. Sfenoid sinüs oksipitalde ve şakaklarda ağrı hissedilir. Nazal kavite açık ancak postnazalde akıntı vardır. Birkaç sinüs birden tutulursa polisinüzit, tamamı tutulursa pansinüzit denilir. Tanı anterior ve posterior rinoskopi, nazal endoskopi, konvansionel grafi waters, tomografi, ponksiyon ve irigasyon, kültür antibiogram ile konulur. Tedavi sinüs enfeksiyonlarında tedavinin temeli bozulmuş olan sinüs fonksiyonlarının geri döndürülmesidir. Tıkalı sinüs ostiumunu açmak, bozulan sinüs havalanmasını kaldırmak için topikal ve sistemik dekonjestanlar, ağrıyı kaldırmak için analjezikler, enfeksiyon ajanına yönelik kültür sonucuna göre antibiotikler kullanılır. Hazırlayıcı etkenler; nem, ani ısı değişkilikleri, toz ve allerjenlerin eliminasyonu gerekir. Ayrıca uzun dönemde enfeksiyonun tekrarını önlemek adına nazal septal deviasyonlar, polipler, adenoid vegetasyonların tesbiti ve tedavisi gerekir. Kronik enfeksiyonlarda ve medikal tedaviye yanıtsız olgularda doğrudan sinüse yönelik cerrahi girişimler gündeme gelebilir. Makisller sinüse yönelik Caldwell-Luc operasyonu, etmoid sinüse yönelik transnazal-transmaksiller ve eksternal etmoidektomiler, frontal sinüse yönelik osteoplastik girişimler yapılabilir. Ancak bugün endoskopik cerrahi ensturmanlarda ve tekniklerdeki gelişime paralel olarak açık tekniklerden ziyade kapalı fonksiyonel cerrahi uygulamaları yapılmaktadır. Paranazal sinüs enfeksiyonlarına eşlik eden diğer sistem hastalıkları Paranazal sinüs ve bronş sistemi sinobronşial sendrom desenden ya da asendan yolla karşılıklı etkileşim sonucu eş zamanlı akciğer – sinüs enfeksiyonları görülebilir. Sinüzit ve nazal poliple eş zamanlı olarak ekzokrin bezlerde fonkşiyon bozukluğu sonucu progresif bronş obstruksiyonu ve pankreas enzimlerinin azalması, karaciğer sirozu ortaya çıkabilir. Kistik pankreas fibrozu, kistik fibrozis, mukoviscidosis olarak isimlenirler. Paranazal sinüs hastalıkları sinüzit, polipozis , bronşektazi ve situs inversus un bir arada olmasına kartagener triadı denir. Siliar yapıda defekt vardır immotil silya sendromu. Mukosel/Piyosel Sinüs enfeksiyonları esnasında paranazal sinüs drenajının bozulması sonucu sinüs boşluğunda mukosel ve piyosel olarak adlandırılan yapılar gelişebilir. Enfeksiyonlar dışında posttravmatik olarak de gelişebilen bu yapılar ilerleyen dönemde sinüs kemik duvarına olan bası sonucu kemik yapıda incelme ve dışarı yönde itilmeyle sonuçlanabilir. Sıklıkla orbital boşluğa sarkan bu kitlesel bası bulbus hareketlerinde sınırlılığa neden olabilir. Tanı; waters grafi ve tomografi ile konulur. Tedavi cerrahi olarak temizlenmesidir. Kistler Sıklıkla maksiller sinüs tabanında lokalize olup odontojen kaynaklıdırlar. Enfekte olmaları durumunda sinüs enfeksiyonu bulgusu verirler. Tedavi cerrahidir. Sinüzitlerde komplikasyonlar Yumşak doku reaksiyonları; özellikle frontal sinüste alın ve üst göz kapağı, etmoid sinüste palpebral ödem, maksiller sinüste alt göz kapağı ve yanakta ödem görülebilir. Orbita komplikasyonları; orbita ödemi, orbital periostit, subperiostal abse, orbita flegmonu, orbital apeks sendromu, retrobulber optik nörit, malign egzoftalmi. İntrakranial komplikasyonlar; epidural abse, subdural abse, beyin absesi, kavernöz sinüs trombozu, menenjit. Kemik komplikasyonları; osteomiyelit. Enes Başak Nazofarenks CA nedir? Nazofarenks CA'nın nedenleri nedir? Nazofarenks CA'nın belirtileri nedir? Nazofarenks CA'nın nedenleri, belirtileriyle ilgili tüm bilgiler bu yazıda. NAZOFARENKS CA NEDİR? Sağlık alanında 'Nazofarenks CA' olarak geçen hastalığın Türkçesi 'geniz kanseri'dir. Nazofarenks geniz burnun gerisinde, yutağın üst kısmında, kafa tabanında yer alan, önde burun boşluğuna, aşağıda boğaza, yanlarda östaki tüpü aracılığıyla orta kulağa açılım gösteren bir boşluktur. Yani küçük dil diye bilinen uvulanın arka üst kısmından burun arka kısmına kadar olan bölgedir. Bu bölge, komşuluk yolu ile burun, beyin, yumuşak damak, ağız içi, yutak ve ostaki borusu vasıtasıyla da kulaklarla yakın ilişki içerisindedir. Bu bölge solunum sistemimizin bir parçası olması dışında koruyucu sistemimizin elemanlarını da içerir. İçerdiği bu lenfoid dokular yanında tükrük salgılayan bezleri de vardır. Sesin oluşumunda, kulağın ve burunun boşaltımında da fonksiyon yapar. Diğer kulak burun boğaz hastalıkları ile benzer şikayetleri göstermesi ve hastanın hastanın doktara geç başvurması nedeniyle erken dönemlerde sıklıkla gözden kaçırılabilmektedir. NAZOFARENKS CA'NIN NEDENLERİ NEDİR? Nazofarenks kanserleri özellikle Çin başta olmak üzere Asya ülkelerinde daha sık gözlenen bir kanser türüdür. Bu bölge kanserleri ileri yaşlarda daha sık görülmesine karşın, genç yaştaki hastalarda da gözlenebilmektedir. Kötü beslenme, enfiye çekilmesi ve tütsülenmiş yiyecek tüketilmesi, nitrozaminler ve polilik hidrokarbon gibi kimyasal maddelerle temas etme öne sürülen risk faktörleridir. Kronik burun enfeksiyonlarıda risk faktörlerindendir. IRKSAL EĞİLİM Çin ve güneydoğu asya da diğer uluslara göre 10-15 kat daha sık görülür. HEREDİTE bu kanserler bazı ailelerde daha sık görülür, aynı aileden 5 kişide görüldüğü dahi olmuştur. SİGARA içenlerde tüm solunum yolu kanserlerinde olduğu gibi sık sık NEDENLER Erkeklerde fazla görülmesinden dolayı yapılan araştırmalarda OSTROJEN yüksekliği tesbit edilmiştir. LİKİT KOKLAMA, ENFİYE KULLANIMI Özellikle doğu afrikada fazla kullanılan likit ve enfiyelerin, benzypiren vebirçok karsinojenik maddeler içerdiği tesbit edilmiştir. VİRÜSLER YETERSİZ BESLENME Karbonhidrattan zengin, proteinden ve A,B vitaminlerinden yoksun beslenme görülme sıklığını artırır. KÖTÜ HİJYENİK KOŞULLAR görülme sıklığını artırır. NAZOFARENKS CA'NIN BELİRTİLERİ NEDİR? Burun tıkanıklığıBurun kanamasıGenizden konuşma ve konuşma bozukluğu Tek ya da çift taraflı işitme kaybı, uğultu orta kulakta sıvı birikimine bağlıBoyunda şişlik tek ya da çift taraflı Şaşılık, çift görme, görme bozuklukları Yüzde uyuşukluk, karıncalanma, ağrıKoku alma bozukluklarıİçilen sıvıların burundan gelmesi

nazofarenks posterior duvarında kalınlaşma nedir