Evde yalnızım. Yemek yok. Ekmek var. Patates yok. Kaşar yok. Beyaz peynir yok. Aklıma bişey gelmiyor. Karın doyurmalık ne yapabilirim. Makarnayı gündüz yedim. Tost makinesi bozuk. Pişiyi de kahvaltıda yedim. Tavsiyelerinizi bekliyorum
Size de Çok Tanıdık Gelecek: Evde Geçen Buhranlı ve Sıkıntılı Bir Günüm. Anasayfa. > Teknoloji. Felix Türkiye Onedio Üyesi. 84 PAYLAŞIM. 25.05.2016 - 20:04 25.05.2016 - 20:04. Favorilerinize Ekleyin. Sizler de biliyorsunuz ki evde yaşamanın birçok avantajlı yanı olsa da arada sıkılabiliyoruz. Ben de bir gün boyunca evde
İçindeQ10 var ve Q10 çok güçlü bir Antioksidan. Q10 desteği alan ciltte yaşlanmanın yavaşladığı saptanmış dolayısıyla biz bayanlar için pek evla bişey ve Cilt bakım ürünlerimin içinde bulunmasına özen gösterdiğim bi madde:) Serumların da konsantre yapısı itibariyle cildin alt tabakasına indiğini hesaba katarsak, Serumda Q10 maddesinin olması büyük nimet.
çokzor kahvaltı hazırlayabilecek havada digilim Saat 2 Olmuş Bende Daha Bişey Yemedim Sabahtan Beri .. 13-09-12, 14:11 #19: KrtlYvs. C: evde kimse yok
Ben bu para babası kitabını aldıktan sonra sanki bir elmas madeni bulmuş gibi hissediyorum. Bence: Başarıya giden yol inanmaktan geçer. NOT. ürünü almakta biraz acele etmenizi öneririm kısabir süre için $49.99 a verilmektedir. Bu ürüne hemen şimdi indirimli sahib olmak için buraya yıklayın. saygılarımla isim: Beyza
sF2XMV. mantarlı tavuklu makarna öyle olmamalı. Biber dolu tadı köriliye benziyor krema namına bişey yok ve çok az porsiyon çook mantarli makarna soyledim krep geldi ama tadi guzeldi fiyatlari da ayniydi diye degisim talep severek yapanlar kendilerini belli ediyorlarlar ellerinize sağlık. Paketleme, hız, servis hepsi çok unuttunuz arayıp oraya kadar kolayı getiremicez nasıl yapalım diyosunuz bide utanmadan işletmeciliği yapamıcaksanız gidin evde ve lezzetliydi. Tam vaktinde geldi. Kurye arkadaşa ayrıca teşekkürler. Puana pasta siparişi vermeyin. 45 lira olan bir pastanın büyük olduğunu sanıyorsunuz ama avuç kadar bir pasta olarak hiç güzel sebzeyi niye yaga bularsiniz ki🙄
would like ile ilgili cümleler would like to ile ilgili cümleler want to sorular örnekler WOULD LIKE" AND " WANT" “Would like” ve “want” aynı anlamda kullanılırlar fakat ikisi arasında kullanım sırasında çok belirgin fark vardır. Her ikisi de “istemek, rica etmek” anlamındadır fakat “would like” daha resmi durumlarda, “want” ise samimi durumlarda kullanılır. Mesela, lokantada garson bizden ne yemek isteğimizi sorarken ya da biz yemek siparişi verirken “would like” kullanmamıza rağmen ama evde annemizden isterken “want” kullanırız. “Would like” ve “want” tan sonra gelen fiil mutlaka başına “to” alır. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz. Olumlu Cümleler Örnek Waiter What would you like to have / drink? Garson Ne yemek / içmek istersiniz? Costumer I would like to have soup / drink water. Müşteri Çorba yemek / su içmek istiyorum. Örnekte de görüldüğü gibi bir lokanta ortamı konuşurken biraz daha resmi olunması gereken bir yerdir ve istemek anlamında "would like" kullanıldı. Ama evde annemizden birşey isterken resmi olmamıza gerek yoktur. Örnek Child Mum, I am very hungry. I want to eat a sandwich. Çocuk Anne, çok açıktım. Sandviç yemek istiyorum. Ya da herhangi bir istek bildirirken kullanılır. A I want to go to the cinema this night. B I don’t want to. Because there is a good film on TV. A Bu gece sinemaya gitmek istiyorum. B Ben istemiyorum. Çünkü TV’de güzel bir film var. “Would like” ve “want” tan sonra bir fiil değilde isim geliyorsa “to” kullanılmaz!!! Örnek Costumer I would like some soup, please. Müşteri Biraz çorba istiyorum, lütfen. ya da Child Mum, I am very hungry. I want a sandwich. Çocuk Anne, çok açıktım. Bir sandviç istiyorum. Olumsuz Cümleler “Would like” ile yazılan bir cümleyi olumsuz yapmak için “Would” a “not”eklenir. Örnek I would not wouldn’t like to have soup / drink water. “Want” ile yazılan bir cümleyi olumsuz yapmak için”do” yardımcı fiili kullanılır. Örnek I do not don’t want to eat a sandwich. Soru Cümleleri “Would like” ile yazılan bir cümleyi soru cümlesi yapmak için “Would” özneden önce yazılır. Örnek Would you like to have / drink something? What would you like to have / drink? “Want” ile yazılan bir cümleyi soru cümlesi yapmak için”do” yardımcı fiili kullanılır. Örnek Do you want to have / drink something? What do you want to have / drink?
Evet, Sevgilim, köpeğim yanımda ama şu an itibari ile bir kedim yok..Bir önceki yazımda önce kaybettik diye yazmış, akşam saatlerinde bulununca da hemen bulduk diye altına not düşmüştüm..Bulduğumuzda çok hastaydı Hestia. Cumartesi gecesini evde geçirdi. Biraz yemek yiyip ve bol bol su içince biz de umutlandık..Pazar sabahı yine biraz süt ve su içti..Sevgili, misafirlerimizi otobüse yetiştirmek için Marmaris'e götürdü, döner dönmez hemen veterinere götürecektik..Ama o arada kaşla göz arasında yine kaçtı...Dün bütün gün aradık ama nafile, sanırım bu kez bulunmak istemiyor... Hep derlerdi, kediler sahiplerinin yanında ölmek istemez diye, pek inanmazdım ama sanırım doğruymuş... Daha öncede köpeklerim olmasına rağmen, Hestia benim ilk kedimdi..Dolayısıyla benim için o kadar kıymetli ki anlatamam..Tahminen 100 metre çaplı bir yerde ölmeye yattı ve biz onu çok bu çaresizlik vuruyor insana... On my last post, I wrote about the disappearance of our cat Hestia..After that post, on Saturday night we found her very ill at the garden of a nearby house..But that night when she ate a little bit and drank lots of water we were very hopeful that she is going to be Sunday morning she was still very weak but still drank some milk and water..But while we were getting ready to take her to vet, she dissapeared again..Yesterday and today we checked everywhere but I think this time she does not want us to find her..I always heard about cats leaving their homes when they are going to die but always think that its a kind of an urban legend but I think its true.. I always had dogs but Hestia was my very first cat so she was very precious..She thought me all the good sides of having a cat..The worst think is that I am feeling so desperate right now because she is probably waiting her death in a radius of 50 metres close to us and we are unable to find her..
Görgü kuralları ile ilgili drama Kayıtsız Üye Görgü kurallarıyla ilgili drama, Görgü kuralları hakında drama lazımCevap Görgü kuralları ile ilgili drama Esmer Yarim MERDİVENDEN HIZLA ÇIKAN AYAK SESLERİ OYUNCULAR FEHİMAN, GÜZİN, FİKRET, VİLDAN, İLKNUR, ONUR, GÜLER, HEMŞİRE, KOMŞU. GüzinFikret lütfen yavaş ol. FikretNe olmuş abla? Hızlı mı çıkıyorum? GüzinTabi ki hızlı çıkıyorsun. Ayy yavaş dedim. FikretAbla ya her şeye karışıyorsun. Hızlı çıksam ne olur? AYAK SESLERİ DEVAM EDER. BİRAZ YAVAŞLAMIŞTIR. Güzin Burası hastane Fikret. Her ziyaretçi merdivenleri senin gibi çıkarsa,hastalara bu gürültü bile yeter. FikretBu hastalar da çok nazlı. AYAK SESLERİ HAFİFLER GüzinHem bu gürültüden rahatsız olmak için hasta olmaya gerek yok. Sen eve girer çıkarken de dikkat etmiyorsun. Apartmanda kaç aile oturuyor. FikretOoo saysan küçük bir köy olur. GüzinDüşün artık,günde kaç kez böyle inip çıkıp köy halkını rahatsız etmek yakışık alır mı? AYAK SESLERİ KESİLİR Geldik. Dur sessizce girelim. KAPI TIKIRTISI KAPI SESİ FikretHafif sesleAblacığım Selamun aleyküm. FehimanAleyküm Selam. Hoş geldiniz. GüzinAnnemin durumunda bir değişiklik yok mu? FehimanPek yok. Doktor iyileşmesinin biraz uzun sürebileceğini söyledi. FikretAblacığım rengi biraz düzelmiş. Daha ne kadar serum alacak? Fehimanİyileşmesine bağlı. Fikret kapıdaki görevliler sana müdahale etmedi mi? Nasıl izin verdiler girmene? FikretTanıyorlar artık. Hem onlar da farkında benim çocuk olmadığımın. Kasılır Bugüne bugün delikanlı bir kardeşiniz var. GüzinBu işte bir iş var. Aklın beş yaşı ya gösteriyor ya göstermiyor. DIŞARIDAN GÜRÜLTÜLER GELİR KAPI SESİ YÜKSEK SESLE KONUŞURLAR İlknurAnneciğim,bir dahaki sefere senin kucağına oturup, ayağımı dimdik uzatırım. VildanEvet, ayağını kırık sanıp kapıdan geçmene kolayca izin verirler. Merhaba çocuklar,ay kapıdan geçesiye mahvolduk. Hadi Onur,Fikret abin de buradaymış şansından. Fehiman Sesi kısık Hoş geldin Vildan Abla. VildanHoş bulduk Fehiman. Nasıl oldu Zişan Abla? Vallahi bir doktora gitsem bana da kaç tane ameliyat yaparlar ama gitmiyorum. Ben her şeye dayanmaya çalışırım. Onur,benim yanımda sıkışma oğlum,git Fikret abine… FehimanNeyin var ki Vildan Abla? GüzinMaşallah kanlı canlı görünüyorsun. VildanSen öyle göründüğüme bakma,sesim çıkmıyor. Dedim ya,bir doktora gitsem kırk tane dert çıkacak. İlknurAaa Güzin Abla,bu ne? GüzinBilmem,herhalde süs eşyası. İlknurAaa şu altını açalım. Merak ediyorum. VildanGetir getir,açayım. İlknurDur, ben bilirim. OnurAbla bana ver,ver,ver… Güzin Kısık sesle Çocuklar sessiz olun. Hem onu bırakın, zarar gelmesin. İlknurOnur dur ya ben açacağım. Fehimanİlknur gürültü yapıyorsun. Bak annem rahatsız oluyor. Onu bırakın elinizden. OnurAl istemiyorum… Aaa Güzin Abla bu hortumu niye taktınız Zişan Teyzeye? İlknur Kıkırdar Yıkamak için,içi çok kirlenmiş. Vildanİlknur senden de laf çıkıyor. Oğlum oradan hastaya ilaç gidiyor. Onur Ne ilacı ya,bak su akıyor İlknur. VildanAbla de oğlum. İlknur denmez İlknur Abla. O hortumun içinden akan da ilaçlı su. OnurAaa aa bak bu aşağıda da hortum var. Güzin Kısık sesleGel bu tarafa Onur,elleme. OnurYa dur bakacam dur…. FehimanDur dur çekme Onur,gel bakayım bu tarafa. VildanFikret hadi Onur’la koridora çıkıp oynayın. FikretGörevliler kızıyor Vildan Abla. OnurAcıktım anne…Ben çıkmam dışarı,acıktım… VildanFehiman bir şey yok mu şu çocuğa? İlknurAyy ben daha çok acıktım. GüzinÇocuklar sessiz olun,bakın annem rahatsız oluyor. FehimanEvet çocuklar,doktor dedi ki; “Hastanın başında kalabalık,ses olmasın.” VildanGideriz zaten birazdan Fehiman. Çocuklar bir şeyler yesin de… ÇEKMECEYİ AÇAR FehimanBir şey de kalmamış. Poğaça vardı bitmiş. VildanBak bak oradaki krakeri ver,onu sever Onur. FehimanKraker dökülür Vildan Abla,oda şimdi temizlendi. VildanBir şey olmaz,bir şey olmaz. KAPI SESİ Hemşire Bayanlar burayı kreş mi sandınız? Ne işi var çocukların burada? FehimanŞeyy şeyy şimdi…. Hemşire Öykünür Şeyy şeyy…Ne biçim insanlarsınız siz? Doktor,hastanın başı sakin olmalı,demedi mi? Dışarı dışarı… VildanÇıkalım. Geçmiş olsun Fehiman. Çok üzüldük vallahi. İnşallah bir daha görmezsiniz. HemşireYeter,dışarı…Başka çocuğun yok muydu? Onu da getirseydin. Siz de siz de,durmayın orada. Çıkın bakayım. Güzin Kısık sesleAbla annemin çamaşırlarını alamadım. HemşireHastanın nabzı iyi değil,doktoru çağırın. Ne demeye başına biriktiniz? Hala burada mısınız? FehimanKısık sesle Ben aşağıya indiririm,dışarıda bekleyin Güzin. FON GüzinDoktor babama çok kızmış Fikret. “Biz bu ameliyatta çok yorulduk. Düşmanı mısınız siz bu hastanın?”demiş. FikretBabam çok üzgün abla. GüzinKeşke annemin başından hiç ayrılmasaydı. FikretMecbur kalıyor,bir sürü tahliller var. GüzinEvet onların sonuçlarını almak için oradan oraya koşturuyor. Çoğu zaman doktorları bulamıyor yerinde. FikretHep Vildan Teyzenin yüzünden… GüzinSade o mu Fikret? Ayşe Teyze her oradan geçişte uğruyor. FikretÇok komik abla; “Yol üstü,bir nefesleneyim dedim.”diye giriyor. GüzinGörevliler de herhalde yaşlı diye göz yumuyorlar. FikretGeçenlerde yine gelmişti,ablama diyordu ki“Kızım içecek bir şeyler yok mu?” Tam o sırada hemşire içeri girmez mi…. GüzinEyvah eyvah… Fikret Taklit Eder Ooo hanım teyze hoş geldiniz. Nasılsınız?… Size bir kahve getireyim hemen… GüzinAyşe Teyzeyi de kovalamış. FikretAbla ya ne bu başımıza gelen? Kovan kovana… Bizi de apartmandan kovacaklar neredeyse. GüzinEvet ama çok ses oluyor. FikretGeçen gece Nihat Amca alt kata inmiş bağırıyor; “Fikreeet,Onur seni çağırdı. Yarın gel de maç yapın.” Güzin Sen ne dedin? FikretBenim cevap vermeme gerek kalmadı,alt komşunun kapısı açıldı, “Yarını niye bekliyorsunuz? Onur şimdi buraya gelsin. Şuracıkta,merdivende oynardınız.”dedi. GüzinDoğru söylemiş. Saat gecenin on ikisiydi. O saatte kapı tıkırtısı bile merdivende yankılanıyor. FikretBen gündüz bile olsa merdivende ses yapmamaya çalışıyorum abla. GüzinBüyükler daha çok ses yapıyor. Herhalde müstakil evlerde yetişmişler,apartman usullerine alışamıyorlar. FikretAbla geç olmadan annemin ihtiyaçlarını götüreyim. Merdivenlerden öyle usulca ineceğim ki,sanırsın hayalet süzülüyor. FON ARALIKLI ZİL ÇALAR,KAPI AÇILMAZ ISRARLA,ARALIKSIZ ÇALMAYA BAŞLAR. Güler Fehiman,Fehimaan,kıız niye sesin çıkmıyor?…Fehimaan Fehimaan…. KomşuGüler Hanım sabah gördüm Fehiman’ı,hastaneden geliyordu. GülerEee bir saat zile bastım açmadı kapıyı. KomşuÇal çal,zile bi daha bas. Uyumuştur o,iki gecedir uyumadım,diyordu. ARALIKLI ZİLE BASAR,KAPIYI TIKLATIR GülerFehiman,Fehimaan…Oklavayı getirip cama uzatsam yetişir mi? Fehimaan… KomşuBoş ver boş ver. Güler Hanım benim canım sıkılıyor,çıkıp çarşıda bir dolanalım mı? FON ZİL SESİ. İKİ ÜÇ KEZ ARALIKLI ÇALAR. FehimanGeldim geldim… KAPI SESİ Ooo Güler Teyze… GülerNeredesin kız? Ne o,bir yere mi çıkıyorsun? FehimanEvet uykuda kalmışım,annemin yemek saati yaklaşmış. Nasıl acele hazırlandım. GülerŞu salonda oturalım bari. Buranın da tozunu almamışsınız. FehimanÇok derin uyumuşum,hiç ev işine vakit kalmadı. Şimdi Güzin gelir yapar. GülerEee ne yapıyorsun? Kız kaç saat kapıyı çaldım,camı dövdüm oklavaylan açmadın kapıyı. FehimanÖyle mi? Dedim ya derin uyumuşum. Bir şey mi vardı? GülerYook bakam dedim,annen nasıl oldu? Kız numaranızı bilmiyordum,bilseydim telefon açardım. FehimanHıı o zaman uyanırdım belki. GülerUuuh sen de bu uyku varken telefonla da uyanmazdın. Aysel dedi, “Kalk gidip çarşıda,pazarda dolaşak.”Canım istemedi. Kim üstünü başını değiştirecek… FehimanŞeyy Güler Teyze geç kaldım. Annemin yemek yemesi gerekiyor,ilaç vakti yaklaştı. GülerHıı sen mi yediriyorsun yemeklerini? Yedir yedir sevaptır. Onu söyleyeyim dedim. Kapıyı çal çal açılmadı. Bir sorayım dedim. FehimanAnnem iyi,birkaç güne dikişleri alınır. GülerHe kız Allah yüzünüze baktı. Tövbe Ya Rabbim,aslan gibi kadın,tepe üstü gidecekti az daha… Göze mi geldi ne oldu? Fehiman Allah imtihan ediyor. GülerKız yok yok,göze geldi,düşmanı mı yok? Devrilesiceler. Gidem bari,onu diyecem işte,nazar kız nazar. Bişey mişey lazım olursa seslen ha… Ne var kız şurada kapı komşuyuz. Hiç çekinme. Bişey lazım mı? Hı kız söyle… FehimanSağ ol Güler Teyze olursa söylerim. GülerSöylemiyosun ya. Ne var bak adam adama bu günde lazım. Tövbe tövbe ocağınız sönecekti,kem gözlere lanet. De ha, bişey lazımsa de… Fehiman Kısık sesle Gölge etmeyin Güler Teyze… GülerHıı ne diyorsun? Allah’ını seversen söyle. Gidem de akşam Ahmet Amcanla gelem,uzun uzun otururuz o zaman. Sen hadi git de bak annene. FON ÇATAL KAŞIK SESLERİ GüzinAbla tozları bile alamadım. FikretYEMEK YERKEN KONUŞUR Güya da kapı üç sefer çalınıp,açılmazsa geri dönülür. GüzinNe üçü ne beşi Fikret. Açıncaya kadar ısrarla çalıyorlar. Ben de sanıyorum ki önemli bir şey var. Fikret Abla, hiç “Müsait misin?” diye sormadan da içeri giriyorlar. Ben olsam giremem. YEMEK YEMEYE DEVAM EDER. GüzinAyy ben buyur etseler bile girmeye çekinirim. Fikret YİYEREK KONUŞUR Valla biz içeri buyur etmezsek kapıyı ittirip yine girerler. FehimanŞımarmayın,yeter. Biliyorsunuz annemi sormaya Fikret sen de bir daha Halime Teyzeyle konuşurken dikkat et. “Siz” diye hitap etmen gerekirdi. Fikret AĞZI DOLU Hıı annemi sormaya geliyorlar… GüzinNe sorması abla “Canım sıkıldı,bir uğrayayım dedim”diye gelen gelene… Bundan sonra gizli gizli hasta olalım tamam mı? Fikret YERKEN BAĞIRIR Aaa bu ne ya, abla pilavdan taş çıktı… Bak bak kocaman. Fehiman Yorgun İyi,bırak kenara. Fikretİyi mi? Hep böyle oluyor. GüzinFikret yoğurdu yediğin gibi pilavı da burnunla yersen artık ağzına taş maş gelmez. FehimanBence de,ne o burnunun hali? Yoğurt içinde… FikretYok ya,bir damla değmiş diye burnumla mı yiyorum? FehimanFikret sus artık. Öyle gürültülü yemek yiyorsun ki neredeyse sofrayı bırakıp kaçacağım. GüzinÜstelik her tarafı batırıyorsun. Örtünün haline bak.
Rahmetli dedem Çoban Mustafa’nın hatırasına… Çok üşüyorum. “Anaa!” Sesimi duymuyor anam. Yağmurdan sırılsıklam ıslandım. Anam beni eve alsa ya! Koyunları kaybettim. Haceli’nin gözüne gözükmemem lazım. Yoksa gebertir beni. Kocaman taş gibi elleriyle kulağımı kıvratıp “Bir tek koyunu kaybedersen gebertirim seni!” dediydi. Sol kulağımı ateş daladıydı sanki. Koyun kaybetmek yok. Daha altı yaşındayım ama ben. Hiç altı yaşındaki çocuktan çoban olur mu? Ben ağlıyorum. Burnum da akıyor. Islak koluma siliyorum işte. Circimit oldum, ıslandım hep. Çok üşüyorum. Ben daha büyümedim ki! Çok da cılız kaldım. Benden çoban mı olur ana ya! Üstümde başımda da bir şey yok ki. Ana beni niye ellere verdin? Madem verecektin, Haceli’nin yanına niye verdin? Hiç iyi bir adama vermedin beni ana. Keşke evlenmeseydin ya! Ben sana bakardım. Keşke dursaydın eski evimizde. Yedi yaşına gelene kadar dursaydın ben o zaman sana bakardım ana. Şimdi ben yedi yaşına geldiğimi nasıl bilecem ki? Sen olmazsan hep altı yaşında kalırım böyle ana ya! Ya ben çok üşüyorum ana! Açsana kapıyı kötü karı! Oğlundan bir haber alsana, ne biçim anasın sen? “Anaaa!” Hah, kapıyı açıyor, duymuş sesimi. “Mustafa! Ne arıyorsun sen burda?” “Koyunları kaybettim ana!” “Ne demeye kaybettin koyunları Mustafa?” “Kayboldu işte bacağına sıçtığımın koyunu! Ana ya, sen bana niye oğlum demiyorsun hiç?” “Mustafa sen evine git şimdi. Bak, Salim emin kızar seni kapıda görürse!” Anam bana oğlum demiyor artık. Benden bıkmış anam. Beni çobanlığa verdi ya, sattı gitti. Başından savdı beni. Kocaya vardı, kendini kurtardı. Elalemin dilinden de kurtuldu. Ya ben ne olacağım? Ah babam ah! Ölmeseydin keşke. Sen gittin ben ortada kaldım. Bana oğlum diyen bir Allah’ın kulu yok. Ya benim kimsem yok artık! Ayağımı çamura vuruyorum inadıya. “Gitmiyorum hiçbir yere!” Evin içinden bir adam sesi geliyor. Demek Salim emi anama söyleniyor. Ben kapıya geldim diye kızmıştır o. Şu kapıya it gelse kızmaz. Koyun gelse sevinir. Bacağı kırılasıca koyun! Bana niye kızıyorsunuz ya? Ben altı yaşında bi çocuğum işte. Off çok üşüyorum. “Öleyim ben burda soğuktan!” “Git burdan Mustafa! Hadi, Hacı Ali dayının evine var git sen, o seni bekler şimdi.” Gitmiyorum. Kızıyor anam. “Allah’ını seversen git. Adamın başını belaya koyma!” Anam kapıyı kapatıyor. Babam olsaydı benim de evim olurdu. Kapım olurdu. İstediğim zaman açardım o kapıyı, girerdim içeriye. İçerisi sıcak olurdu. Dışarısı buz gibi olsa bile kapıdan girince sımsıcak olurdu, ısınırdım. Babam olsaydı anam beni dışarıda bırakmazdı soğukta, yağmurda. Böyle baştan ayağa circimit ıslanmışken, ellerim buymuşken gelip kapıyı çalsaydım anam hemen koşturur, üzerime titrerdi. Beni havluyla kurutur, üzerimi değiştirir, sobanın yanına sıcacık minderin üzerine oturturdu. Sobanın üzerinde kaynayan bir demlik olurdu. Sıcak bir çay. Anam o zaman bana çay da verirdi. Büyük bardakta değil hem de ince bardakta. Artık çocuk değilim ben, ince bardakta çay içerdim. Sobanın yanında minderin üstünde oturup böyle çayı “hüüp!” diye içime çekerken buhar buhar olurdu. Ne güzel olurdu ama işte babam öldü, her şey mahvoldu. Anam şimdi beni eve almıyor, en hayın adamın yanına kovalıyor. Bunları düşününce dolukuyorum. Ağlıyorum. Düşünmeden de duramıyorum ki. Hep kafamda konuşuyorum böyle. Kimseyle konuşamayınca böyle durmadan içimde konuşmalar oluyor. Off! “Anaaa, beni niye koydun gittin ya? Yetim…” Ağlamaktan diyeceklerim yarıda kalıyor. Ben düşündükçe kendime acıyorum. Bir tek ben acıyorum kendime zaten. Başka kimsenin umurunda değilim. Var gücümle bağırıyorum “Babam varken oğlundum da şimdi değil miyim anaa! Niye beni attın hayın karı? Nasıl bi anasın sen ya?” Ey vermiyor anam. Çıksa bişey söylese n’olurdu! Bağırıp çağırsa, isterse dövse bile razıyım. Ama hiç ses yok. Sanki öldüm de duyulmaz oldum. Dişlerim takırdıyor. Soğuk, ıslak. Off ne kötü. Dişlerim dikiş makinesi gibi aynen. Tı tı tı tı… Kendi kendime ses çıkarıp dişlerimin takırdamasından türkü yapıyorum. Ağlama türküsü. Kapıda dikildim kaldım. Evin bacası beyaz beyaz tütüyor yağmurda. Anam içerde sıcak soba başında elin adamıyla. Elin adamına yemek yapıyor. Bana bir dilim ekmek bile vermedi. Çok acıktım ama en çok da üşüdüm ben. Ellerim buydu ya! “Anam yok benim!” Bunu bağırmadan söyledim. Ürperdim bunu söyleyince. İçim üşüdü. Ellerim gibi yüreğim de buz kesti. Sessiz sessiz ağlıyorum. Zaten ıslandıydım biraz da gözyaşım ıslasın üstümü başımı n’olucak! Ölsün bu yetim! Şurada çamurun içinde ölüsünü bulsunlar yetim Mustafa’nın, çoban Mustafa’nın. O zaman ne diyeceksin ha ana? Kaldırıp tarlaya mı atacaksın ölümü? Yoksa köpeklere mi bırakacaksın? Bırak, bırak da parçalasınlar beni, sen de nasıl bir ana olduğunu gör, gör de utan şu yaptığından. Şu yetimin eziyetini cümle alem görsün artık. Ölmek mi lazım illa görmeniz için ha, ölmek mi lazım? Hem ölürsem Haceli de dayağın altına alıp gebertemez beni artık. “Öleyim ben ya!” Anamdan hayır yok bana. Bu evden fayda yok. Yansın yıkılsın o ev. Cayır cayır alev alsın ben de seyrine bakayım. Isınayım bi güzel. Anam olacak kadın da yansın o pis, mendebur adam da. Cehenneme kadar yansınlar! “Cehennem oluuun!” Bu size yeter. Ben gidiyorum artık. Küpeli’ye gidiyorum. O boncuk gözlü keçi benim en iyi arkadaşım. Titreye titreye keçilerin ağılına gittim. Haceli’nin evine giremem. Islakken dayak yersem çok canım yanar. Hele üşümüşken. Kesin ölürüm bu defa. Keçilerin ağılı yağmur almıyor. Üstünde tente var. Sessizce girdim ağıla. Kimse duymadan. Kapının yanındaki Haydut ses çıkarmıyor. Akıllı köpek beni tanıyor çünkü. Yoksa ortalığı ayağa kaldırır. Küpeli’nin yanına uzanıyorum. Sıcak. Sarılıyorum. Titremem azaldı. Bana soluyor. Isıtıyor. Isındıkça açlığımı daha çok hissediyorum. Yavaşça Küpeli’nin karnına yaklaşıp memesini ağzıma alıyorum. Hiç kıpırdamıyor bile. İçime çektikçe ılık ılık geliyor süt. “Anam sensin benim!” Hiçbir insanım yok benim. Yutkunuyorum. Şu koca dünyada kimsem yok. Dünyada bin milyon kişi var. Elin bin milyon anası var. Herkesin anası var illaki. Benim anam yok. Gözyaşlarım salya sümük ağzıma doluyor. Tuzlu süt içiyorum. Uyurum artık. Uyuyunca her şeyi unuturum. Anamı da unuturum. Hepten unuturum bundan sonra. Rüya bile görürüm o zaman. Çok güzel şeyler görürüm belki… ŞEREF Fotoğraf William Albert Allard, 1981.
çok acıktım evde bişey yok